31 Mart 2012 Cumartesi

Ve nihayet Cape Horn


Volvo Ocean Race filosunda Cape Horn’u ilk geçen takım Groupama oldu. Dün öğleden sonra Cape Horn’a ulaşan ekip, çektirdiği hatıra fotoğrafını Twitter’daki hesabından binlerce takipçisine aynı anda iletti. 12 gün önce Auckland’dan ayrıldıklarından bu yana Güney Okyanusu’nun azgın sularıyla boğuşan takımın tehlikeli denizleri arkasında bıraktığı için keyfi yerindeydi. Purolar yakıldı, şampanyalar patlatıldı. Artık çok rahatladıklarını söyleyen Skipper Franck Cammas, “Yarışın en riskli bölümünü arkamızda bıraktık. Diğer teknelere göre daha şanslıydık çünkü teknemizde ciddi bir hasar olmadı. Cape Horn’u ilk geçen tekne olduğumuz için gurur duyuyoruz. Bu ekip için çok büyük bir an” dedi.


Cape Horn’u geçen ikinci takım da Puma oldu. Groupama’nın hemen ardından geçiş yapan takımın skipper’ı Ken Read, “Bu bizim için çok duygusal bir an. Tam Cape Horn’u geçerken tüm takım güvertedeydi. Bu büyülü anı yaşamak için küçük bir kutlama yaptık” dedi. Güney’in bu tehlikeli burnunu geçen üçüncü takım da Telefonica oldu. Takım şimdi pruvasındaki delaminasyonu tamir etmek için Wollaston Adası’nda pit stop yapacak.


Aynı sorundan muzdarip Abu Dhabi de Güney Okyanusu’nun derinliklerinde müthiş bir mücadele vererek gövdedeki sorunu gidermeye çalışıyor. Ian Walker “Görünüşe göre çok da kötü bir durumda değiliz. Halen Şili’ye doğru güzel bir şekilde ilerliyoruz” dedi. Ancak ekip tamiratın rahat bir şekilde giderilmesi için tekneyi yavaşlatmak zorunda kaldı. Walker, karadan 1700 mil uzaklıkta, 30kt rüzgar ve büyük dalgalar arasında büyük mücadele veren ekibinden de övgüyle bahsetti. Güney Okyanusu’nda ilerleyen Camper da Cape Horn’a doğru hızla ilerliyor.

Filonun belki en şanssızı Team Sanya’nın teknesi ise dümen palalarındaki hasar yüzünden Auckland’dan Amerika’ya doğru gemiyle yola çıktı. Takım, Miami etabına (7. Ayak) kadar yarışta olmayacak.

Fotoğraflar: Yann Riou, Amory Ross, Nick Dana

30 Mart 2012 Cuma

Yeni Korza geliyor, az kaldı


Ali Bulut ve Can Ergün
İstanbul yarış filosunun en hızlı ve büyük teknelerinden Korza, Tuzla’daki CSC Composites’te yeniden doğuyor. Parkura inmesine az kaldı. Can Ergün, Ali Bulut ve altı kişilik ekip Korza’yı Aşağı Yarışı’na yetiştirmek için son hızla çalışıyor. Hedefleri tekneyi rekor sayılabilecek bir sürede tamamlamak.

Hem Can hem de Ali, Korza’nın yarış ekibinden. Dolayısıyla teknenin ihtiyaçlarını belki de en iyi bilenlerden. Üç ay önce inşasına başlanan Korza’nın şimdiye kadar gövde ve güverte kalıplarının yanı sıra güverte, dümen mili ve postalarının birkaçının üretimi tamamlanmış durumda. Bir aksilik olmazsa haziran başında suya inmiş olacak.
  

Yeni Korza’da en önemli amaç performans. Yani tamamen yarış amacıyla inşa ediliyor. Dolayısıyla içinde konfora yönelik hiçbir şey yok. Hatta içi boyanmayacak. Teknenin tamamı karbon elyaf, epoksi reçine ve PVC köpükten üretiliyor. Güverte ıslak yatırma/vakum, gövde köpük öncesi ve sonrası elyaflar için ayrı ayrı infüzyon yöntemiyle yapılıyor.

Yarış versiyonu
Gezi versiyonu

Peki yeni Korza’nın bir öncekine göre farkı ne olacak? Bir kere eskisine göre 4 ton daha hafif. Üstelik salması daha ağır olmasına rağmen. Sabit baston sayesinde de balon alanı daha fazla.Modelin sipariş olduğu takdirde gezi versiyonu da üretilecek. Gezi versiyonunun güvertesi ve içi konfora yönelik tasarlanacak, ayrıca direği daha kısa, yelken alanı daha küçük ve salması da daha hafif olacak. Sipariş, 6-8 ay arasında teslim edilebilecek. 

Can, yeni Korza konusunda çok iddialı. “Filonun en iddialı tekneleri Orient Express ve Provezza’dan sonra en modern ve hızlı tekne olacak” diyor. İstanbul filosu Korza’sız bir eksik. Merakla bekliyoruz...

Teknik özellikleri:
Boy: 16m
En: 4.2m
Su çekimi: 3.5m
Boş deplasman: 7500kg
Salma: Fin + torpil 4000kg
Ana yelken: 70m2
En büyük balon: 344m2

29 Mart 2012 Perşembe

RC44’ün ilk gününde Rusların zaferi



RC44 Dünya Şampiyonası’nın ikinci ayağı dün Portekiz’in Cascais Limanı’nda start aldı. 15 takımın karşı karşıya geldiği şampiyonada iki yeni yüz vardı: Portekiz’in olimpik yelkencilerinden Patrick de Barros ve İngiliz Brian Benjamin.


Artık işadamlığına soyunan ve yarışlarda eskisi kadar görünmeyen Patrick de Barros, en son 2008’deki RC44 Dünya Şampiyonası’nda yarışmıştı. Portekizli yelkenci yarışın ilk kez memleketine uğraması nedeniyle bu ayağa özel olarak yıllar sonra şampiyonaya dönüş yaptı. 1984 ve 1988 olimpiyatlarında ülkesini temsil eden Barros, bu kez Aleph Sailing’in dümenindeydi. Ancak takımın adı bu etaba özel olarak Team Cascais olarak değişti. Portekizli yelkenci, Aleph ekibinden taktisyen Fransız Mathieu Richard’la birlikte yarıştı.

Filoya yeni katılan bir diğer isim İngiliz Brian Benjamin de, Team Aegir’in dümeninde. Takım, adını ilk olarak 82ft’lik Aegir isimli maksisiyle yarıştığı 2010 Mini Maxi Cruiser Dünya Şampiyonası birinciliğiyle duyurmuştu.

Etabın sürpriz yüzü ise şampiyonaya adını veren Russel Coutts oldu. America’s Cup için takımı Oracle’la San Fransisco’da antrenmanlarına devam eden Coutts, Rus takım Katusha’nın dümenine geçerek bu sezonun ilk yarışını yaptı.


Bu arada şampiyonanın dün gerçekleştirilen match race etabına iki Rus takımı, Ed Baird’ün dümenciliğindeki Synergy ve Russel Coutts’lu Katusha damgasını vurdu. Günün sonunda 11 puan alan Synergy birinci olurken onu 9 puanla Katusha ve Team Cascais takip etti. İlk ayağın birincisi Team Aqua ise dördüncü sırada yer aldı.

Şampiyona bugün filo yarışlarıyla devam ediyor. Bu kez dümene tekne sahipleri geçecek. Yarışlar 1 Nisan Pazar günü sona erecek.

 
Fotoğraflar: Nico Martinez


28 Mart 2012 Çarşamba

Europa Race’in yeni start noktası Barcelona

Europa Race’le ilgili gelişmeler son bulmuyor. Bugün, yarışın İstanbul’dan yapılacak startının iptal edildiğiyle ilgili haberin ardından son açıklama az önce IMOCA Sınıfı’ndan geldi. Buna göre Europa Race, Barcelona’dan start alacak.

IMOCA Sınıfı tarafından yapılan açıklamada özetle şöyle denildi: “Barcelona şehri, Europa Race’e ev sahipliği yapmak için her türlü alt yapıya sahip olduklarını belirtti ve yarışın 17-20 Mayıs tarihleri arasında buradan start alması için teklif getirdi. Buna göre ekipler Barcelona’dan start aldıktan sonra Lizbon’a uğrayacak, La Rochelle'de finiş yapacak."
Startın İstanbul’dan çekilmesinin altında yatan nedenle ilgili bir açıklama yok. Türkiye-Fransa arasındaki Ermeni Soykırım Yasa Tasarısı kaynaklı siyasi gerginlik yüzünden startın İstanbul’dan alınmasıyla ilgili tartışmalar yaşanıyordu. Ancak 15 Mart’ta yapılan ve birçok uluslararası yayında yer alan açıklamada yarışın 5 Mayıs’ta İstanbul’dan start alacağı duyurulmuştu. Bugün öğle saatlerinde İstanbul ayağının iptal edildiği haberi gelmişti.

Europa Race şimdi de iptal edildi


Yılan hikayesine dönen Europa Race’le ilgili olarak şimdi de yarışın iptal edildiği haberi geldi. Gelişmeyle ilgili henüz bir detay yok. Gelen tek bilgi, 10 Kasım’da Fransa’dan start alacak Vendee Globe’a kadar IMOCA 60’ların yarışacağı büyük bir organizasyonun düzenlenmeyeceği.

Yarış, Türkiye-Fransa arasındaki Ermeni Soykırımı Yasa tasarısı nedeniyle tehlikeye girmişti. Ancak 15 gün önce sorunun aşıldığı ve yarışın 5 Mayıs’ta İstanbul’dan start alacağı açıklanmıştı. Yarışa 10 teknenin katılması beklenirken yedi tekne kayıt yaptırmıştı. Ancak starta yaklaşık 1,5 ay kalmasına rağmen hala belirsizlikler devam ediyordu.

Artık istikamet Cape Horn



Volvo Ocean Race’te iki takım, beşinci etabın son dönemecine geldi. Yarış yönetiminin, takımları buz kütlelerinden korumak için koyduğu tehlikeli sınırı atlattıktan sonra avantaj kazanmak için daha da güneye inen Groupama ve Camper, nihayet Cape Horn’ doğru kavança attı. Takımlar için Cape Horn’dan sonrası çok kolay ilerleyecek.


Volvo Ocean Race’in zorlu geçen beşinci ayağında hasar haberleri gelmeye devam ediyor. Yarışın overall lideri Telefonica, teknenin pruvasında meydana gelen hasar nedeniyle Arjantin’in Ushuaia Limanı’nda mola vermeye karar verdi. Takım aslında geçtiğimiz günlerde olası bir hasardan korunmak için hızlarını azalttıklarını duyurmuştu. Çünkü teknenin pruvasında delaminasyon kaynaklı hasar vardı. Ancak çarpan sert dalgalar hasarın daha da ilerlemesine neden oldu. Ve takım Itajai’ye ulaşmadan önce hasarın giderilmesi için mola vereceğini açıkladı. Takımın skipper’ı Iker Martinez, “Hasarı bu buz gibi denizde tamir etmek çok tehlikeli. Kıyıda ise çocuk oyuncağı. Aslında şu an ilerlememizde sorun yaratacak ciddi bir problem yok. Ama böyle sert dalgalarla devam edersek hasar daha kötü olacak” dedi. Takım Ushuaia’ya Cuma ya da Cumartesi günü ulaşmayı hedefliyor. Takımın vereceği bu zorunlu molanın sıralamayı etkileyip etkilemeyeceği merak konusu.


Bu arada 29 Ekim’de Alicante’deki starttan bu yana hasarlar nedeniyle bir türlü doğru dürüst yarışmaya fırsat bulamayan talihsiz takım Sanya ise dümen palalarından birini kaybetmesinin ardından hasarın giderilmesi için Yeni Zelanda’ya geri dönmüştü. Takımdan dün yapılan  açıklamada teknenin Yeni Zelanda’dan gemiyle ABD’nin Savannah kentine götürüleceği, gerekli tamirat yapıldıktan sonra da yedinci ayağın startı için Miami’ye gideceği açıklandı. 

Fotoğraflar: Amory Ross, Diego Fructuoso, Andres Soriano

27 Mart 2012 Salı

Küllerinden yeniden doğan tekne Eilean


Efsane bir tekne Eilean. Film gibi bir hikayesi var. 1936’da İskoçya’nın ünlü Fife ailesinin tersanesinde yapıldı. Yıllar içinde birçok kez el değiştirdikten sonra Karayipler’de bir ormanda kaderine terk edildi. Kurtuluşu ise Panerai sayesinde oldu. Yıllardır devam eden restorasyon çalışmaları nihayet tamamlanan 70ft’lik ketch armalı bu güzel tekne, yine denizlerde boy göstermeye hazırlanıyor. Eilean, 19-24 Nisan’da Panerai sponsorluğunda yapılan Antigua Classic YachtRegatta’da yarışacak. Ardından Panerai’nin diğer klasik yat yarışlarının devamı için Avrupa’ya doğru yelken basacak, Amerika’daki yarışlara da katılacak.


Tasarımı William Fife III’ün imzasını taşıyan Eilean’ın hikayesi ise şöyle… İskoçya’da inşa edildikten sonra önce Fife ailesine hizmet verdi. Yıllarca el değiştirdikten sonra 1964 yılında Nürnberg mahkemelerinin savcılarından Lord Shawcross tarafından satın alındı. Savcının oğlu yazar William Shawcross tekneyle egzotik tatiller yaptı. Ancak 10 yıl sonra bir charter firmasına satıldı ve Antigua’da hizmet vermeye başladı. 1983’te de dönemin en ünlü gruplarından Duran Duran’ın “Rio” adlı şarkısının videosunda kullanılmak üzere kiralandı. Şarkı ve videosu grubu listelerin en üst sıralarına taşırken Eilean, Duran Duran kadar şanslı olamadı. Video çekiminden kısa bir süre sonra bir gemiyle çarpıştı, mizana direği kırıldı. Tamir edilmek için beklerken de demir yerinde suyun derinliklerine gömüldü. Sahibi tamir masrafının altından kalkamayınca Eielan’ı Karayipler’de bir ormanda kendi haline bıraktı.

20 yıl sonra William Shawcross tesadüfen Eielan’ı yeniden buldu. Gövdesi kurtçuklar tarafından delik deşik edilmiş, güvertesi ve içi berbat haldedir. Ama yine de güzelliğini korumaktadır. Shawcross, Eilean'ı kurtarmak için Panerai saatlerinin CEO’su Angelo Bonati’yle iletişime geçti. Ardından tekne Cenova’ya götürüldü ve restore edilerek orijinal haline getirildi.

Eilean’ın başrolde yer aldığı Duran Duran videosu da huzurunuzda…

26 Mart 2012 Pazartesi

Islak kalırsan ölürsün!

Volvo Ocean Race’te altı takım tam anlamıyla cehennem gibi koşullarda yarışmaya devam ediyor. Tekneler halen buzul tehlikesi nedeniyle yarış yönetimi tarafından konulan sınırın kıyılarında seyrediyor. Lider durumdaki Groupama ve hemen arkasındaki Telefonica pruvasını daha da güneye yönlendirmiş durumda.


Koşullar berbat. Takımlardan her gün yaşadıkları zorluklarla ilgili bilgiler geliyor. Daha da güneye ilerleyen Groupama, 60kt rüzgar ve kar fırtınasıyla mücadele ediyor. Takımın dümenci ve trimcisi Damian Foxall durumlarını şöyle anlatıyor: “Dün kar ve dolu yağdı, şimşekler çaktı. Güverte devamlı su içinde. Aşağı indiğinizde de durum farklı değil. Sürekli bir yerlere çarptığımızdan vücudumuzun her yeri morarmış durumda ancak ciddi bir yaralanma yok. Eğer güvertedeyseniz en azından neler olup bittiğini görüyorsunuz. Ancak aşağıdayken sadece gürültüleri duyuyorsunuz. Ne olup bittiği konusunda ise en ufak bir fikriniz bile olmuyor.”



Puma’dan Amory Ross ise günlüğüne şunları yazmış: “Auckland’dan ayrıldıktan sonnra her günümüz daha da zorlaştı. Burada en büyük mesele kuru kalabilmek. Yarıştan önce “Eğer Güney Okyanusu’nda ıslanırsan ölürsün” demişlerdi bana. Hayatta kalabilmenin en önemli yolu kıyafetlerin ve vücudumuzun kuru kalmasını sağlamak. Kuru bir kıyafet bulduğumuzda ona yeni doğmuş bir bebek gibi davranıyoruz.”

Abu Dhabi’den Nick Dana ise günlüğünde şunları aktarıyor: “Hava ve su sıcaklığı çok hızlı düştü. Soğuk su ısırıyor gibi. Takımdan Rob ‘Lanet olası hava çok soğuk, donuyorum. Ama söylendiğimi başüstü duymasın. Onun durumu daha da berbat. Neyse ki başüstündeki ben değilim’ diyor.”

Ancak takımların durumunu herhalde en iyi Telefonica’nın güvertesindeki aşağıdaki görüntüler anlatıyor. Takım 60kt rüzgar ve 10 metrelik dalgalarda mücadele ederken çekilen görüntüler. Güvertedeki ekip teknenin üzerini yalayıp giden dev dalgaların altında kalırken bir yandan da hayat mücadelesi veriyor. Dalgalar geçtiğinde hepsi neredeyse tepetaklak durumda.
Fotoğraflar: Yann Riou, Amory Ross, Nick Dana

24 Mart 2012 Cumartesi

Yarışa gizemli sponsor


11 Şubat’ta yazmıştım “Kadınlara özel okyanus yarışı” diye. Bu göre sadece kadın yelkencilerin katılacağı okyanus yarışı WOW Sailing 2012, 28 Ekim’de İngiltere’nin Plymouth kentinden start alacak,  Antigua’da sona erecek. Takımlar iki kişiden oluşacak.
Yarış için hazırlıklar sürüyor. Hazırlıklar dediğimiz aslında işin en zor kısmı olan para mevzuları. İşte tam da bu süreçte yarışın organizatörleri çok ilginç bir teklifle karşılaştı. Adını açıklamayan bir kurum ya da belki de bir isim, yarışa başvuracak şanslı bir takıma 30.000 Euro’luk bağışta bulunacağını açıkladı. Şanslı takım başvurular arasından seçilecek. Düşündüğümüzün aksine bağışta bulunacak kişi ya da kurumun kriteri takımın yelken konusunda deneyimi değil. Bağışı kapabilmek için takımın güzel bir fikirle gelmesi gerekiyor. Bu fikrin de özellikle okyanuslardaki kirlilikle ilgili çevreci bir konu olması isteniyor.

Organizatörler haliyle şaşkın. Tony Lawson şaşkınlığını şu sözlerle dile getiriyor: “Beş yıldır Class 40 yarışlarının organizasyonunu yapıyorum. Bugüne kadar katılan takımların aldığı en büyük destek birkaç şişe votka, indirimli yelken donanımı falandı. Böylesine büyük bir bağış hepimizi çok şaşırttı. Belli ki bu parayı bağışlayan kişi, organizasyonun benzersizliğinin ve medya geri dönüşünün ne kadar başarılı olacağının farkında.”
Yarışa başvuru 10 Nisan'da sona erecek.

23 Mart 2012 Cuma

Vendee tekneleri birer birer suya iniyor


Vendee Globe’a katılacak ve katılmayı planlayan yelkencilerde heyecan gitgide artarken yarışacak Imoca 60'lar da birer birer suya inmeye başladı. İşte Vendee’deki son gelişmeler...


İlk Vendee Globe deneyimini yaşayacak olan François Gabart da bu aralar iki sevinci birden yaşıyor. 1 Mart’ta baba olan 29 yaşındaki Fransız yelkencinin yepyeni teknesi Macif geçtiğimiz günlerde suya indi. “Çok uzun zamandır bu anı bekliyordum. Teknem suya indiğinde tüm bu beklemeye değdiğini gördüm. Bir an önce yeni teknemle seyire çıkmak ve yelkenlerini rüzgarla doldurmak istiyorum.” Bu arada görünüşe göre Gabart’ın Macif’ini biz de yakından görme şansına sahip olacağız. Zira 5 Haziran’da İstanbul’dan start alacak Europa Race’e kayıt yaptıran tekneler arasında.

Yarışa kesin kayıt yaptıran iki kadın yelkenciden biri olan Samantha Davies’in Saveol’u da Finistere’de suya indi. Davies, Roland Jourdain’in eski teknesi Veolia’sı olan teknesiyle 20 Mart’ta seyirlerine başladı bile. Twitter’daki hesabından 20kt havada test seyirlerine başladığını duyuran Davies, profiline de yeni teknesiyle fotoğrafını koymuş.

Geçtiğimiz günlerde denize inen bir başka tekne de Jeremie Beyou’nun yarışacağı Maitre CoQ. 2007’de inşa edilen tekneyi  Michel Desjoyeaux bir önceki Vendee Globe’da, Iker Martinez de son Barcelona World Race’te Mapfre adıyla kullanmıştı. Tekne şimdi kırmızı, beyaz ve mavi renklere boyandı ve Maitre CoQ adıyla suya indi. Beyou, yenilenen teknesiyle deneme seyirlerine hazırlanıyor. Fransız yelkenci işe, teknenin envanterini çıkarmakla ve bir eksperle beraber donanım ekipmanlarını bir kez daha gözden geçirmekle başladıklarını söyledi. Maître CoQ, Lorient’deki deneme seyirlerinin ardından 3-6 Mayıs’ta ilk yarışı olacak Guyader Grand Prix’ye katılacak.
 1996’dan bu yana hiçbir Vendee Globe’u kaçırmayan Raphael Dinelli, çabalarını bu yarış için de sürdürüyor. Yüzde 100 çevre dostu teknesiyle yarışa katılmaya hazırlanan Dinelli, kendini destekleyecek bir sponsor arıyor. Dinelli’nin teknesinin yüzde 80’ini sürdürülebilir enerji sistemlerinden oluşuyor. Ancak yelkencinin bunun için 1,5 milyon Euro bulması gerekiyor.

22 Mart 2012 Perşembe

Team Sanya’dan kötü haber


Volvo Ocean Race’in en zorlu etabı olan beşinci ayakta filo Güney Okyanusu’nda mücadele ederken kaza haberleri arka arkaya gelmeye devam ediyor. Bu kez kaza haberi Team Sanya’dan geldi. Takım yarışı lider durumda götürürken dün gece teknenin dümen palalarından birinin kırılarak içeriye su girmesi ekibin moralini alt üst etti. Takımdan Andres Soriano olayı şöyle anlatıyor:

“20-25kt’larda ve 2,5-3 metrelik dalgada seyir halindeydik. Aniden teknenin arkasından inanılmaz bir gürültü geldi. Karanlıkta ilk başta ne olduğunu anlayamadım. Kafa feneriyle baktığımda dümen palalarından birinin güvertenin hemen altından ikiye ayrıldığını gördüm. Aslında neredeyse dümen palasından hiç parça kalmamıştı ve kıç altı kamaranın içi su doluyordu. ne berbat şekilde su doluyordu. Hemen deliği karbon plaka yardımıyla tıkadık ve su almasını önledik.”

Arızayı önce denizdeyken gidermeyi deneyen takım bunu başaramayınca Yeni Zelanda’ya geri dönmeye karar verdi. Takım, 4-5 gün içinde Auckland’a varıp hızlıca arızayı tamir ettikten sonra yarışa geri dönmeyi umuyor.




 Fotoğraflar: Andres Soriano

21 Mart 2012 Çarşamba

Yelken yarışı değil meydan savaşı


America’s Cup’a hazırlık niteliğindeki AC World Series’in 2012 sezonu 7 Nisan’da Napoli’de start alıyor malumunuz. Videoda izleyeceğiniz görüntüler Oracle Racing Team tarafından yayınlandı. AC45’lerle yapılan mücadeleye, yelkenle teknolojinin geldiği son nokta desek yanlış olmaz herhalde. Ama daha bunun AC72’si var... Onu görmek için ise 34. America's Cup'ın yapılacağı 2013 yılını beklemek gerekiyor. Daha fazla söze gerek yok. Buyrun AC45 meydan muharabesine...


20 Mart 2012 Salı

“Mike Tyson’dan dayak yemiş gibiydiler”


Volvo Ocean Race’te, pazar günü beşinci ayak için Auckland’dan start alan altı tekne, daha yarışa başlar başlamaz oldukça zorlu hava koşullarıyla karşılaştı. Camper’ın, dünyayı daha önce beş kez dolaşan veteran yarışçısı Stu Bannatyne’ye göre beşinci ayağın ilk gecesi, Alicante’deki starttan bu yana en ağır açılış oldu.


Ekipler ilk gece ortalama 40kt rüzgar ve 6 metreye varan dalgaların arasında kaldı. Camper’ın media crew’ı Hamish Hooper ilk geceyi şu sözlerle anlatıyor: “Güvertede göz gözü görmüyordu. Herkes birbirine bir şeyler söylemeye çalışıyordu ama kimse birbirini duymuyordu. Herkesin gözleri tuzlu sudan kan çanağına döndü. Bir süre sonra bitkinlikten sesler kısılmaya başladı. Sanki Mike Tyson’la 10 round maç yapmış gibiydiler.”

Bu arada Puma, ekibinden iki fire verdi. Avustralyalı başüstü Casey Smith belinden yaralanırken ekibe daha bu ayakta katılan Finlandiyalı dümenci Thomas Johanson’un da omzu çıktı. Ken Read, kazaların hemen ardından karadaki tıbbi ekiple irtibata geçtiklerini söyledi. “Ekip arkadaşlarımızın tedavisini biz gerçekleştirdik. Yarışa başlamadan önce çok sıkı bir tıbbi eğitim almamızın sebebi bu. Ayağın geri kalan kısmını sağ salim ve hızlı bir şekilde tamamlamayı hedefliyoruz.”


Halen birbirine çok yakın seyreden filo, tehlikeli buzullar nedeniyle girişi yasaklanan ve “kükreyen 40”lar olarak anılan 40’lı enlemlere doğru hızla yaklaşıyor. Ekipler, havanın ortalama 45kt’larda estiği bu bölgenin rüzgarından yararlanarak daha hızlı ilerlemeyi amaçlıyor. Teknesindeki arıza nedeniyle starttan birkaç saat sonra Auckland’a geri dönmek zorunda kalan Abu Dhabi ise filoyu çok geriden takip ediyor.



19 Mart 2012 Pazartesi

Ainslie: “Normalde mülayim bir insanım ama...”



Ben Ainslie, İngilizlerin 34 yaşındaki yıldız yelkencisi. Çok başarılı ama bir o kadar da deli. Zira aralık ayında Perth’deki ISAF Şampiyonası’nda kendisini engellediği gerekçesiyle teknesinden fırlamış, medya botuna çıkarak gazeteciyi tartaklamıştı. Bu olay üzerine İngiliz yelkenci 2012 olimpiyatlarından diskalifiye olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Aslında Ainslie’nin bu ilk vukuatı değil. 2004 olimpiyatlarında da sarı bayrak yediği için jüriye karşı agresif ve saldırgan tavırlar sergilemişti.



ISAF geçtiğimiz günlerde Perth’deki olayla ilgili kararını verdi ve Ainslie’yi bir kez daha cezalandırmamaya karar verdi. Bir kez daha diyoruz çünkü 2004’teki olayda da aynısı yaşanmıştı. Bugüne kadar olimpiyatlarda İngiltere’ye üç altın madalya kazandıran Ainslie kararı “Sağduyu üstün geldi” sözleriyle değerlendirdi. Ve şöyle devam etti:

“Yaptıklarımdan dolayı çok pişmanım. Normalde mülayim bir insanımdır. Ama bazen içimdeki rekabetçi ruh ortaya çıkıveriyor.”

Ben Ainslie halen Mayorka’da olimpiyatlara hazırlanıyor. Ülkesini Finn sınıfında temsil edecek. Bir yandan da uçuş derslerine devam ediyor. Meğer Ainslie’nin en büyük hayallerinden biri de pilot olmakmış. Şimdi hedefinin olimpiyat safhasını tamamladıktan sonra bir an önce pilotluk lisansına sahip olmak olduğunu söylüyor.

18 Mart 2012 Pazar

Biraz da kendi reklamımızı yapalım


Başüstü, yayın hayatına başlayalı yaklaşık iki ay oldu. Blogun duyurusunu yapmadan önce rahat rahat yazıyordum nasıl olsa gören çok az diye. Ancak duyurudan  sonra birden bire gördüğü ilgi beni hem çok sevindirdi, hem de ürküttü. Ya bir hata yaparsam diye birkaç gece uykum kaçmadı dersem yalan olur. Bu bir de ağır bir sorumluluğu sırtına almaktı çünkü blogumu tıklayanlara her gün yeni bir haber vermek artık boynumun borcu olmuştu. Neyse ki şu ana kadar sağ salim götürebildim gemiyi. Arada yapılan birkaç hata da desteğini esirgemeyen arkadaşlarımın uyarılarıyla hemen düzeltildi. Fark etmediklerim için de affola...

Blogun sahibi bendeniz mart ayı başında Naviga dergisinde çalışmaya başladım. Basın dünyasının pek sevdiği Medyatava da sağolsun  hem yeni görevimi hem de Başüstü’nü bu vesileyle haber yaptı. Habere www.medyatava.com dan ulaşabilirsiniz.

Sevgiler, saygılar...

Abu Dhabi start alır almaz geri döndü


Volvo Ocean Race’te altı tekne beşinci ayak için bugün Auckland’da start aldı. Ekipleri uğurlamak için yaklaşık 1000 tekne start hattının etrafındaydı. Auckland’a vardıklarında karşılamaya gelen Maoriler de uğurlamada hazır bulunuyordu. Kalabalık seremoninin ardından ekipler oldukça kuvvetli bir havada Itajai’ye doğru yola çıktı.

Ancak daha yola çıkar çıkmaz teknelerden biri fire verdi. İkinci sırada start alan Abu Dhabi, yola çıktıktan kısa bir süre sonra teknenin içindeki bölmelerden birinin zarar görmesi üzerine Auckland’a geri döndü. Takımın skipper’ı Ian Walker, kıyı ekibinin bulunduğu limandan henüz 50 mil uzaklıktayken arızanın onarılması için geri dönmeye karar verdi. Takım, tekne tamir edilir edilmez 48 saat içinde yeniden start almayı umuyor.



 

Fotoğraflar: Ian Roman, Nick Dana

17 Mart 2012 Cumartesi

Asıl tehlike şimdi başlıyor


Volvo Ocean Race’in beşinci liman içi yarışı bugün Auckland’ın Waitemata Limanı’nda yapıldı. Yarışı izlemek için yüzlerce Yeni Zelandalı da teknesine atlamış ve takımları Camper’ı desteklemek üzere limandaydı. Startın verilmesiyle en önde fırlayan Camper, kendisi için gelen vatandaşlarını üzmedi ve liman içi yarışı birinci olarak bitirdi.

Filo yarın beşinci ayağı tamamlamak üzere Brezilya’nın Itajai kentine doğru yola çıkacak. Bugüne kadar bol bol ıslanan, kaba dalgalarla mücadele eden takımlar için asıl tehlike şimdi başlıyor. Çünkü ekipler 6.705 deniz mili ile en uzun etap olan Auckland-Itajai ayağında dünyanın en acımasız denizlerini geçecek.

Ekipler, Auckland’dan ayrıldıktan sonra Cape Horn’a en hızlı şekilde ulaşmak için rüzgarın daha şiddetli estiği güneye doğru yönelecek ve Güney Okyanusu’nun zaman zaman 60kt’lara varan fırtınalarına girecek. Dev dalgalar ve buz gibi hava da cabası. Fakat ekipleri bekleyen esas tehlike güneye indikçe sayısı artan ve okyanusta başıboş bir şekilde dolaşan buzul kütleleri. Dikkatsizlik sonucu buzullara çarpmak teknenin de sonunu getirebilir.

Volvo Ocean Race’in Meteoroloji Uzmanı Gonzalo Infante de tehlikeye dikkat çekiyor. “Güvenlik en öncelikli konumuz. Biz buzulları her gün uydu görüntüleriyle takip ediyor olacağız ama yine de  takımların hızlı gitmek uğruna çok fazla güneye inmelerine izin vermeyeceğiz.”

Filo, Güney Okyanusu’nu aştıktan sonra yine şiddetli fırtınalarıyla bilinen Şili’nin en güney ucu Cape Horn’a ulaşacak. Oradan da Falkland Adaları’nı geçip Itajai’de finiş yapacak. Infante bu bölgede ise stratejinin çok önem kazanacağına dikkat çekiyor. “Bu bölgede güçlü batılı rüzgarlar ve And Dağları’ndan gelen rüzgarlar güçlü bir etkileşim içerisinde ve çok tehlikeli. Ekipler için bu ayak tam bir strateji kabusu olabilir.”
Infante bu etapta, 24 saat hız rekorunun kırılmasını beklediklerini de söyledi. 

Fotoğraflar: Ian Roman, Nick Dana

16 Mart 2012 Cuma

Artemis Racing’den uyanık manevra


34. America’s Cup’a yaklaşık 1.5 yıl kaldı. Bu bizlere uzun bir süre gibi görünse de daha önce hiç denemedikleri yeni nesil çok gövdeli AC72’lerle mücadele edecek ekipler için oldukça kısa bir süre. Dolayısıyla geçen her gün onlar için çok kıymetli.

Yarış kuralları kesin. Buna göre Eylül 2013’te San Fransisco’da yapılacak 34. Kupa’ya katılacak ekipler yarışta kullanacakları tekneyi en erken 1 Temmuz 2012’de suya indirebilecek. Ve tekne suya indikten sonra 31 Aralık’a kadar en fazla 30 gün antrenman yapabilecek. Öte yandan AC72’ler suya indirilmeden önce antrenmanlarda kullanılacak teknelerin inşası ve takımlar arasındaki bilgi akışı da kesin kurallara bağlı. Amaç takımların birbirine karşı üstünlük kazanmasını önlemek.

Ancak görünüşe göre yarışın favorilerinden Artemis, kuralları ihlal etmeyecek şekilde yarışa en verimli şekilde hazırlanmanın bir şekilde yolunu bulmuş. Artemis’in çözüm yolu, gerçek bir AC72 yelkenini bir ORMA 60’a monte etmek oldu. Sonuç olarak ORMA 60, AC72’nin yerine geçebilecek bir tekne değil.

Artemis’in CEO’su Paul Cayard, zamandan kazanmak için bu yöntemi seçtiklerini söylüyor ve şöyle devam ediyor: “Böylece bu güçlü yelkenleri verimli kullanmak için kendimizi geliştirebileceğiz. Aslında amacımız performanstan çok ekibin güvenliğini sağlamak. Çünkü San Fransisco Körfezi’nde hava Temmuz ve Ağustos aylarında pek de affedici olmayacak.”

Ekip kanat yelkenli ORMA 60’ını dün İspanya’nın Segunto Limanı’nda suya indirdi ve antrenmanlarına başladı. 40m uzunluktaki yeni kanat yelkenlerin görüntüsü gerçekten etkileyici. İşte birkaç kare...




15 Mart 2012 Perşembe

Europa Race 5 Mayıs’ta İstanbul’dan start alıyor


Türkiye-Fransa arasındaki Ermeni Soykırımı Yasa tasarısı nedeniyle tehlikeye giren, Europa Race’le ilgili karara varıldı. Imoca 60’ların karşı karşıya geldiği yarış, 5 Mayıs’ta İstanbul’dan start alıyor.

Karar az önce açıklandı. Yarışa şu ana kadar 7 tekne katılacağını açıkladı. Yarışacak tekne sayısının 9’a çıkması bekleniyor. Kesin olarak katılacağı açıklanan tekneler şöyle: Banque Populaire, Acciona, Cheminées Poujoulat, Groupe Bel, MACIF, Safran ve Virbac-Paprec.

Yarış İstanbul-Barcelona, Barcelona-Lizbon ve Lizbon La Rochelle arasında üç ayaktan oluşacak. İlk iki ayakta ekipler yarışacak, son ayak ise Vendee Globe’a hazırlık nedeniyle solo olacak.

Yaşanacak tek hayat var


Bu da eğlencelik bir video. Gençler kendi aralarında eğleniyor. İki teknenin direğinin tepesine elastik bir  ip tutturmuşlar, kendilerini de tam ortasına bağlamışlar. Esnek ip sayesinde bir denize dalıyorsunuz bir havalara uçuyorsunuz. Biraz tehlikeli olabilir. Ama videodaki gözlüklü çocuğun dediği gibi: “Evet tehlikeli ama kimin umurunda. Yaşanacak bir tane hayat var.”


Tekneyi iskeleye yanaştırmaktan nefret ediyorum



Hatırlarsanız daha önce Abu Dhabi’nin skipper’ı Ian Walker’la yapılan bir röportajı yayınlamıştım. 10 kısa soruya 10 kısa ve eğlenceli yanıt. The Telegraph bu kez aynı röportajı Camper’ın skipper’ı Chris Nicholson’la yapmış. 

Yarış süresince yaşadığınız en komik olay?
Ekipteki hayvan lakaplı Andrew McLean’i derin bir uykudayken yüzüne müsli fırlatarak uyandırdık. Normalde 
sakin bir adamdır ama bunu yapınca delirdi. Görmeniz lazım, çok eğlenceliydi.

Bu yarışın en iyi yanı?
Bütün problemlerin bir şekilde üstesinden gelmeyi başarabilmemiz. Özellikle teknelerin gemilere yüklenerek nakledilme aşaması. Yarışta hala altı tekne olması muhteşem bir şey.

Teknede en çok dinlediğiniz şarkı?
Herhalde dünyanın müzikle en alakasız insanlarından biriyim. Ama U2 çok dinliyoruz. Özellikle de “I’ll crazy if i don’t go “, “Crazy tonight” ve “Beatiful day” favorilerimiz.

Yapmaktan nefret ettiğin şey?
Tekneyi iskeleye yanaştırmak. Özellikle de akıntı ve rüzgar varsa.

Rahatlamak için ne yapıyorsun?
Beni rahatlatan tek şey kazanmak. Gerçi henüz bunu başaramadık ama... Dolayısıyla bunu söylemem doğru olmaz galiba. Onun yerine filonun en önünde olmak diyebilirim.


En sıkıntılı an?
Bu röportaj. Daha bitmiyor mu? Şaka bir yana ekibimizden Mike Pammenter dişini kaybettiğinde gerçekten çok sıkıntılı anlar yaşamıştık.  

Ekipteki en sinir bozucu kişi kim?
Bu zor bir soru çünkü ben de dahil olmak üzere ekibin hepsi lanet olası, sinir bozucu. Bu sorunun net cevabını yarış bittikten sonra verebilirim.

Yarıştaki en keyifli rota?
Henüz o rotaya başlamadık ama bana göre Auckland-Brezilya arası. Bu rotada Güney Okyanusu’nu geçerken vahşi deniz yaşamını da göreceğimiz için heyecanlıyım. Ayrıca daha öncekilerden çok farklı bir yelken deneyimi olacak, özellikle de Cape Horn’da.

VOR 70’lerin en güzel yanı?
Hızlı yelken yapabilmeniz çok zor ve bunun için en iyi adamlara ihtiyacınız var. Bu heyecan verici.

Yarışın en güzel sürprizi?
Noel’de birisi ailemin fotoğrafını göndermiş. Kimin gönderdiği hakkında en ufak bir fikrim yok. Bu gerçek bir sürprizdi benim için.

Fotoğraflar: Hamish Hooper