29 Aralık 2013 Pazar

Sydney Hobart’ta ezber bozulmadı


Bob Oatley’nin 100 feet’lik Wild Oats XI’i bu yıl da Rolex Sydney Hobart Yarışı’nda finişe ilk ulaşarak yedinci kez ‘line honour’ unvanını kazanmayı başardı. Takım seneye de bu unvanı kazanırsa yarış tarihinde bir rekor elde edecek. WOXI şu an, daha önce ‘line honour’ unvanını yedi kez kazanan Morna ve Kurrewa tekneleriyle eşit durumda.

35. America’s Cup’a katılmak üzere Avustralya takımını oluşturan kıtanın en ünlü şarap üreticisi, milyarder Bob Oatley’nin teknesi WOXI, 2005 yılında suya indiği sene hem ‘line honour’ unvanını kazandı, hem genel sıralamada birinci oldu hem de rekor kırdı. Ardından 2006, 2007, 2008, 2010 ve 2012’de de finişe ilk ulaşan tekne oldu. Takım unvanını 2009 yılında Alfa Romeo’ya, 2011’de de Investec Loyal’a kaptırdı. 2005 yılından bu yana aynı ekiple Sydney Hobart’a katılan takım geçen yıl yarışı 1 gün 18 saatte tamamlayarak en kısa sürede bitirme rekorunu da elde etti.


WOXI bu kez yarışı 2 gün 6 saatte bitirdi. Takımın skipper’ı Mark Richards, ekibin Sydney Hobart kariyerinde ilk kez bu kadar zorlandığını söyledi. Özellikle dünyanın en hızlı süper maksisi olarak bilinen Anthony Bell’in Perpetual Loyal’ı –ki ekip ilk gece filonun en önünde gidiyordu, ancak Strait Geçidi civarında birinciliği WOXI’e kaptırdı- ve Syd Fischer’ın Ragamuffin 100’ü, takımı en çok zorlayan tekneler oldu. Ekibi pontonda “Hallelujah Ricko” tezahüratıyla karşılayan Bob Oatley de yarışın çok zor geçtiğini söyledi ve “Bu teknenin harika bir geleceği var, daha çok yarış kazanacak” dedi.

Bu arada şu ana kadar 24 tekne finişe ulaşırken takımın en büyük rakibi Perpetual Loyal, WOXI sadece üç dakika sonra 12 saniye sonra yarışı tamamladı. Ragamuffin 100 de, Perpetual Loyal’dan 1 dakika 29 saniye sonra. Yarış ise devam ediyor. Tasman Denizi’nde zaman zaman 50 knot’u ulaşan rüzgar ve 4-5 metrelik dalgalarda ilerleyen filonun büyük bir bölümü Tazmanya Adayı kıyısı boyunca ilerliyor. Patrice (Ker 46) ekibinden bir yarışçının bacağının kırıldığı bildirildi. Yarıştan çekilen ekip, kendilerini bir ambulansın beklediği Tazmanya’nın doğu kıyısındaki Freycinet Yarımadası’na doğru ilerliyor. Teknelerden de hasar haberleri geliyor. Wedgetail’in (RP 55) direği kırılırken Luna Sea (Hick 35) ve Henri Lloyd (Clipper 70) teknelerinin de dümen palalarında hasar var. Halen 76 tekne yarışı bitirmeye çalışıyor. Genel sıralama dereceleri, son finiş verildikten sonra belli olacak.

27 Aralık 2013 Cuma

Sydney Hobart filosu duvara çarptı


Startının üzerinden 34 saat geçerken rüzgarsızlık Rolex Sydney Hobart yarışçılarını çıldırtmak üzere. İki teknenin yarıştan çekilmesiyle 92 tekneye düşen filonun özellikle Bass Geçidi dışında kalan kısmı oldukça hafif havada ilerlemenin yolunu bulmaya çalışıyor. Çakılıp kalmaktan ötürü son derece sinirli olan Perpetal Loyal’ın skipper’ı Anthony Bell, “İki yaşındaki kızımın kapalı yüzme havuzunda bile daha fazla rüzgar var” diyerek gerginliğini dile getiriyor.

Bu arada filonun iki iddialısı altı kez ‘Line Honour’ unvanını elde eden Wild Oats XI (WOXI) ile Perpetual Loyal (PL)  arasında kıran kırana bir savaş var. Dün geceye geç saatlere kadar yarışı lider götüren PL ilerleyen saatlerde liderliği WOXI’e kaptırdı. Ancak iki takım arasındaki mesafe sadece 10 mil. Liderlik PL’deyke de aradaki mesafe bu kadardı. Ancak yarışın takip sistemi, geçen seneki mücadelenin daha hızlı geçtiğini gösteriyor. Zira WOXI geçen yıl bu saatlerde Hobart Limanı’na girmek üzereydi. Şu an liderin önünde 200 milden fazla var. Üçüncü sırada da Syd Fischer skipper’lığındaki Ragamuffin 100 yer alıyor.


Filo her ne kadar havasızlıktan muzdarip olsa da meteoroloji uzmanları duruma oldukça iyimser bakıyor. Zira rüzgarın akşam saatlerinde 30-40 knot’a ulaşacağını öngörüyorlar.

26 Aralık 2013 Perşembe

Perpetual Loyal lider

Fotoğraf: Carlo Borlenghi
Bu yıl 69’uncusu düzenlenen güney yarımkürenin en önemli açık deniz yarışlarından Rolex Sydney Hobart Yarışı’nda 94 teknelik filo Türkiye saatiyle bu sabaha karşı Sidney’den start aldı. Start ortalama 12-15 knot havada alındı. Start hattını ilk geçen tekne, geçen yılki yarışta hem ‘line honour’ unvanını kazanan hem de düzeltilmiş zamanda birincilik elde eden Bob Oatley’nin Wild Oats XI’iydi.

Starttan sadece iki saat sonra Audi Sunshine Coast teknesi donanımındaki problem nedeniyle yarıştan çekildiğini duyurdu. Hemen arkasından da Dodo teknesi anayelkenindeki hasar sebebiyle yarışı terk etti.


Startın üzerinden 17 saat geçerken filonun öncüleri Bass Geçidi’ne doğru yaklaşıyor. Filonun öncüsü ise en baştan beri Wild Oats XI’in bu yarışta belalısı olacağı söylenen Anthony Bell’in Perpetual Loyal’ı. 11 knot hızla giden tekne ikinci durumdaki WOXI’nin yaklaşık 10 deniz mili önünde. Üçüncü durumdaki tekne de Jim Delegat’ın Giacomo’su. Filonun en iddialılarından Hong Konglu işadamı Karl Kwok’u ‘Siyah aygır’ lakaplı teknesi  Beau Gestesi ise yarışı yedinci sırada götürüyor. 

24 Aralık 2013 Salı

Teknem gözlerimin önünde suya gömüldü


Atlantik’in karanlık sularına karışan IMOCA 60 Cheminees Poujoulat’nın halen devam eden Dirk Fırtınası’na kurban gittiği anlaşıldı. Transat Jacques Vabre yarışının ardından La Havre’dan Brest’e dönen teknenin skipper’ı İsviçreli yelkenci Bernard Stamm ve yardımcı dümenci Damien Guillou’yu ölümün eşiğine getiren olayın nasıl gerçekleştiği ve kurtarma operasyonunun ayrıntıları geldi. Kurtarıldığı Norveçli yük gemisiyle halen Rotterdam’a doğru giden Stamm’la iletişim kuran teknenin basın ofisi, İsviçreli yelkenciye olayın nasıl gerçekleştiğini sordu. Stamm olayı şöyle anlattı:

“Kaza sırasında hava yaklaşık 43-54 knot’tı. Ama Damien ve ben bu fırtınaya hazırlıklıydık ve idare ediyorduk. Fırtına flokumuzu basmıştık, anayelkende de dört camadan vardı. Kısacası her şey yolundaydı. Ancak saat 18:00 civarı gövdeye çok büyük bir dalga çarptı ve tekne daggerboardların arkasından ikiye ayrıldı. Bu sırada direk de kırıldı. Hemen su geçirmez bölmeleri kapattık ve EPIRB’i çalıştırdık. Sonra da hayatta kalmak için ne yapmamız gerektiğini planladık. Tekneyi terk etmeye hazırdık ancak deniz felaketti. Önce direği kesmeye çalıştık fakat başarılı olamadık. Durum gittikçe tehlikeli oluyordu. En sonunda biraz yukarı çekmeyi başardık. Böylece gövdeye çarpmasını engellemiştik. Sonra tekrar içeri girdik ve hayatta kalmamıza yardımcı olacak tüm ekipmanları kuşandık. Sonuçta teknenin ne kadar süreyle su üstünde kalacağını bilmiyorduk.

Bu arada Hyeres’den kalkan ilk helikopter 23:30 gibi bölgeye ulaştı. Bizden can salını suya atmamızı istediler. Böylece bizi yukarıya çekebileceklerdi. Biz de öyle yaptık fakat Damien ve ben tekneden bir türlü uzaklaşamadık. Baş bölümü kırılmıştı ve çok tehlikeliydi. Sonra yeniden tekneye geri dönmek zorunda kaldık. Bu arada işaret ışığı, uydu telefonu gibi hayat kurtarma kitinde bulunan birçok şey arkamızda, suda kaldı. Sonra işaret fişeklerini patlattık.

Kurtarma ekibi bu kez yüzmemizi istedi. Bizi doğrudan denizden almaya çalışacaklardı. Ancak bu da işe yaramadı. Hatta daha kötü oldu çünkü bu kez tekneye geri dönmemiz daha da zorlaştı. Teknede bir can salı daha vardı ancak artık ona ulaşmamız mümkün değildi.

Uçaktan arka arkaya beş can salı daha açıldı ancak hepsi de bizden çok uzak noktalara düştü. Bu arada sabah 06:00 gibi iki helikopter daha ulaştı bölgeye ancak hiçbiri bir şey yapamıyordu.

En sonunda bir yük gemisi geldi. Gemi mürettebazı bize doğru halat attı fakat bu da başarısızlıkla sonuçlandı. Bu arada Cheminees Poujoulat batmaya devam ediyordu. Gemidekiler bir halat daha attı. Bunu yakalamayı başardım ancak sonra elimden kaçırdım. Bu arada Damien gemiden atılan şamandıraya doğru yüzmeyi başardı. Ancak ben hala uzaktaydım ve yaklaşık 80 metre yüzmek zorundaydım. Son gücümle yüzdüm ve şamandırayı yakalamayı başardım. Bu arada Cheminees Poujoulat gözümün önünde tamamen suya batmıştı. Sadece çok küçük bir parça suyun üstünde kalmıştı. Bu görüntüyü izlemek benim için o kadar zordu ki…”

Geçen yıl kasım ayından bu yana teknesi Cheminees Poujoulat’yla 35 bin milden fazla yarış yapan Stamm, 2004 yılında da solo bir Atlantik geçişi yarışında buna benzer bir kaza atlatmıştı. Kendi ürettiği IMOCA 60’ı Cheminees Poujoulat-Armor Lux alabora olan İsviçreli yelkenci yine bir yük gemisi tarafından kurtarılmıştı.



Cheminees Poujoulat battı


IMOCA 60 Cheminees Poujoulat, Fransa’nın Brest açıklarında battı. Teknede bulunan yarışçılar Bernard Stamm ve Damien Guillou yaklaşık altı saat süren zorlu bir operasyon sonucu sağlam bir şekilde kurtarıldı.

Son olarak Transat Jacques Vabre’da yarışan ikili, yarışın ardından teknelerinin bağlı olduğu Brest’e dönüyordu. Ancak dün saat 18:50’de Brest’ten 180 mil açıkta bulunan tekneden EPIRB sinyali geldi. Bunun üzerine İngiliz ve Fransız kurtarma ekipleri hemen harekete geçti. Kurtarma operasyonuna iki helikopter ve bir uçak katıldı. Karadan çok uzak olduğu için kaza bölgesine ilk helikopter ancak gece yarısı ulaşabildi. 10 metrelik dalgaların hakim olduğu denizdeki kurtarma operasyonunda helikopter ilk önce yarışçıları vinçle çekme istedi ancak teknedeki hasar ve kötü hava koşulları nedeniyle başarılı olunamadı. Bu yüzden operasyon bir saat ertelendi. Helikopterden altı kez can salı atıldı ancak yine başarılı olunamadı. En Stamm ve Guillou, civarda bulunan Norveçli kargo gemisi Star Isford tarafından kurtarıldı. Yelkencilerin gemiye alınması da yaklaşık iki saat sürdü. Kurtarma operasyonu sabah 06:00 sıralarında tamamlandı. Sağlık durumları iyi olan yelkenciler, gemiyle Rotterdam’a doğru yola çıktı.

Hasarın tam olarak neden kaynaklandığı açıklanmayan ancak direğinin kırıldığı belirtilen teknenin ise suyun derinliklerine gömüldüğü belirtiliyor. Yelkencilerin, teknenin su almaya başladığı anda EBIRB cihazını çalıştırdığı da gelen bilgiler arasında.


18 Aralık 2013 Çarşamba

Whitbread efsanesi hayatını kaybetti


Bugüne kadar Whitbread Round the World’u iki kez kazanan tek yelkenci Conny Van Rietschoten 87 yaşında kalp krizinden hayatını kaybetti. 45 yaşına kadar yelkenle doğru dürüst bir ilişkisi olmayan, iki kez katıldığı Whitbread Round the World’u kazanan yelkencinin hikayesi oldukça ilginç.

Hollanda’da doğan ve büyüyen yelkenci uzun yıllar işadamlığı yaptı. Van Rietschoten, dünya turu yapma hayalleriyle yaşayan ancak bunu bir türlü başaramayan babası sayesinde yelkene üç yaşındayken başladı. Ancak 30’larındayken yakalandığı tüberküloz ve iş hayatı nedeniyle yelkenden uzaklaştı. Bir süre sanatoryumda tedavi gördükten sonra tüm enerjisini aile şirketini büyütmek için harcadı.

Ancak 45 yaşına geldiğinde yeni maceralar peşine düştü. O sırada bir gazetede Whitbread Round the World Race’le ilgili bir makale okuyan Van Rietschoten  bu mücadelede yer almayı kafasını takarark 1977-78 yarışına katılmak için kolları sıvadı. İlk olarak tekne için Amerikalı tasarımcılar Olin ve Rod Stephens’la el sıkıştı. Onlardan ilk Whitbread yarışını kazanan Meksikalı Ramon Carlin dümenciliğindeki Swan 65 Sayula 2’nin modern versiyonunu istedi. Flyer isimli keç armalı alüminyum tekne Hollandalı Royal Huisman Tersanesi’nde üretildi.  Teknenin donanımı Sayula II’yle aynıydı ancak bunun su hattı daha uzun, yelken alanı da daha büyüktü. 27 Ağustos 1977’de Southampton’dan 15 tekneyle birlikte start aldı Flyer. Bu yarıştaki en büyük rakibi yine bir Swan 65 olan Skip Novak dümenciliğindeki Kings Legend’dı. Cape Town’da son bulan ilk ayağının galibi Flyer oldu. Sonraki üç ayağı da ne Flyer ne de Kings Legend aldı. Ancak yine Southampton’da sona eren yarışın galibi düzeltilmiş zamanda Flyer oldu.

Flyer
Bu birinciliğin ardından Van Rietschoten bir sonraki Whitbread yarışına da (1981-82) kayıt yaptırdı. Bu kez, yine Royal Huisman Tersanesi’nde üretilen German Frers imzalı sloop armalı Flyer II’yle katıldı yarışa. Bu yarıştaki en büyük rakibi de yine bir maxi sloop olan ve Bruce Farr tarafından tasarlanan Peter Blake’in Yeni Zelandalısı Ceramco’ydu. 8 Ağustos’ta Southampton’dan bu kez 29 tekne start aldı. İlk ayakta Ceramco’nun direk kırması üzerine Cape Town’daki finişe ilk ulaşan tekne Flyer II oldu. Aslında durum diğer ayaklarda da değişmedi. Sırasıyla Auckland, Mar del Plata (Arjantin) ve finiş olan Portsmouth’a da ulaşan ilk takım Hollandalılar oldu. Ve kupayı kaldıran takım da...

Van Rietschoten bu yarışta ne kadar hırslı bir yelkenci olduğunu da kanıtladı. 55 yaşındaki yelkenci Güney Okyanusu’ndayken seyir sırasında kalp krizi geçirmesine rağmen yarışa devam etti. Ekibine de bundan kimseye bahsetmemeleri için yemin ettirdi.

Van Rietschoten bugüne kadar bu yarışta kupayı iki kez kaldırmayı başaran ilk ve tek skipper. Aynı zamanda bu yarışa iki kez katılan tek Hollandalı. Van Rietschoten, yaklaşık 30 yıl önceki yarışta atlattığı kalp krizine 87 yaşındayken yenik düştü ve hayatını kaybetti.


16 Aralık 2013 Pazartesi

VOR’un ilk medyacısı belli oldu

Ian Walker ve Tom Bushell
Dünyanın en heyecanlı ama aynı zamanda en belalı gazetecilik işi olarak tanımlanıyor Volvo Ocean Race’te medyacılık görevi. Bu görevi önceleri, takımlar tarafından belirlenen isimler yapıyordu. Ancak son yapılan 2011-12 yarışının ardından sıkı elemeler sonucu seçilen kişilerin görev almasına karar verilmişti. Bu kararın ardından, yarışın Alicante’deki merkezine eşi benzeri zor bulunan bu görev için dünyanın dört bir köşesinden, 2.000’den fazla başvuru olmuştu. Hatta gelen haberlere göre Türkiye’den de başvuru vardı.

Bir önceki yarışta Puma’nın medyacısı Rick Deppe tarafından yürütülen uzun ve titiz süren elemeler sonucu 2014-14 Volvo Ocean Race’te görev alacak ilk medyacının ismi belli oldu. Abu Dhabi’nin medyacılık görevine İngiliz spor programı sunucusu Tom Bushell seçildi.

Bushell oldukça uzun bir listeyi aşarak bu göreve hak kazandı. Dubai’de yaşayan 31 yaşındaki Tom Bushell, bölgede yayın yapan bir TV ve radyo kanalında spor programı sunuculuğu yapıyor. Surrey Üniversitesi’nde medya teknolojileri okumuş. Linkedin’deki CV’sinde yelkenle ilgili herhangi bir bilgi bulunmaması bu görevde esas olarak yayıncılık yeteneklerine bakıldığını gösteriyor. Bushell seçmeler sürecinde, takımın skipper’ı Ian Walker’ın gözetiminde hem karada hem de denizde oldukça sıkı sınavlardan geçirildi.

Puma'nın medyacısı Rick Deppe
Volvo Ocean Race İletişim Direktörü Jon Bramley, bu işe seçilirken hem yeteneklerine hem de kişilik özelliklerine bakılan Bushell’in tüm sınavları başarıyla geçtiğini söyledi ve şöyle devam etti: “Bu, savaş muhabirliği gibi bir iş. Çünkü karaya ulaşana kadar ateş hattından kaçış şansınız yok. İşte bu yüzden dünyanın en iyi ve en kötü medya işi olarak tanımlıyoruz.”

Bushell de böylesine sıradışı bir işi kaptığı için haliyle çok mutlu. Bunun şimdiye kadar yaptıklarından çok farklı bir iş olduğunu söyleyen Tom Bushell, “Örneğin futbolda bir maçı anlatırken bir şey atladığınızda sporcular size kızar çünkü o golü atarken o anı onunla birlikte yaşamamışsınızdır. Ancak bu işte, her an oyuncularla birliktesiniz. Macerayı birlikte yaşıyorsunuz” dedi.


Yelkenle ilgili herhangi bir göreve dahil olması kesinlikle yasaklanan medyacılar günlük video, ses kaydı, fotoğraf ve metinleri yarış merkezine gönderiyor. Medyacının gönderdiği bilgi ve görüntüler, yazılı ve görsel basın ile sosyal medya aracılığıyla milyonlarca izleyiciye ulaştırılıyor. Dünyanın en büyük markalarının boy gösterdiği Volvo Ocean Race'te yarıştan yapılan yayınlara en az yarış kadar önem veriliyor. Nitekim bu yarışta kullanılacak VO65'ler, üzerinden yayının daha rahat yapılabilmesi için özel olarak inşa ediliyor. 

12 Aralık 2013 Perşembe

35. Kupa’da Fransızlar da var

Michel D., Olivier de K. ve Franck Cammas
Fransa, 2017’de yapılacak 35. America’s Cup’ta yarışacağını açıkladı. Nautic Paris Boat Show’da dün yapılan açıklamayla duyurulan Team France’ta, şu ana kadar yer alması kesinleşen isimler Franck Cammas, Michel Desjoyeaux ve Olivier de Kersauson. Takım, Yacht Club de France bayrağı altında yarışacak.

Cammas’nın 35. Kupa’da yarışacağı aslında tam bir yıl önce basında yer almıştı. Ben de Başüstü sayfalarında aktarmıştım. Çokgövdeli uzmanı Cammas 34. Kupa öncesi Luna Rossa ekibine koçluk yapmış ve takımın Auckland’daki antrenmanlarına katılmıştı. Aynı dönemde Little America’s Cup olarak da bilinen C-Class Dünya Şampiyonası’nda yarışan Cammas kupayı kaldırmıştı. Hatta daha o günlerde gözünü 35. Kupa’ya diktiğini açıkça söylemişti. Ve dün nihayet yapılan açıklama Fransa’nın bu konuda ‘niyetinin ciddi’ olduğunu ortaya koydu.

Basın toplantısında Fransız yelkenciliğinin önemli isimleri de vardı: America’s Cup’ta yarışan ilk Fransız teknesinin sahibi Baron Bich’in oğlu Bruno Bich, Franck Cammas’nın sponsoru Groupama’nın direktörü Thierry Martel, Fransız TV yayıncısı Canal+’ın başkanı Bertrand Meheut, 32. America’s Cup’ta yarışan, Fransızların kupadaki son temsilcisi ve aynı zamanda yeni takımın genel müdürü Stephane Kandler, Yacht Club de France Başkanı Yves Lagane ve Fransız Yelken Federasyonu Başkanı Jean-Pierre Champion.


Toplantıda konuşan Franck Cammas, motivasyonlarının çok yüksek olduğunu söyledi. Kendilerine 34. Kupa’da büyük başarı gösteren ETNZ’yi örnek aldıklarını belirten Cammas, “Onlarınki gibi başarılı ve kalıcı bir ekip oluşturacağımıza eminim” dedi. America’s Cup’ın teknolojisinden çok etkilendiklerini kaydeden Michel Desjoyeaux da, “Franck, Olivier ve ben birbirimizi 18 yıldır tanıyoruz. Fransa’da, Amerika’daki kadar yetenekli mühendis, tasarımcı, mimar, teknisyenlerimiz var ve bununla gurur duyuyoruz” diye konuştu. Bruno Bich ise, kupayı yıllardır kazanan ABD’nin yüksek teknolojiye sahip olmasının yanı sıra önemli bir başarısının da yetenekli yelkencileri bir araya getirmesi olduğunu belirterek ekonomik krize rağmen ellerinden gelenin en iyisini yapacaklarını sözlerine ekledi. Toplantıda söz alanlardan biri de Groupama Direktörü Thierry Martel’di. Martel, Franck Cammas ile yıllardır çok başarılı bir işbirliği içerisinde olduklarını, desteklerini 35. America’s Cup kampanyasında da sürdüreceklerini söyledi.

İşin tuhaf yanı yanı –bana göre- Fransa’yı America’s Cup World Series’in birkaç ayağında Team Energy’yle temsil eden Loick Peyron’un bu üçlü arasında yer almaması. Son zamanlarda Moth sınıfıyla haşır neşir olan ve dünya şampiyonasına katılan Peyron, ACWS’nin özellikle Napoli ayağında çok başarılı bir performans göstermişti. Bu küçük notu da ekledikten sonra 35. Kupa için diğer takımlardaki gelişmelere geçelim.

Iain Jensen ve Nathan Outteridge
Artemis Racing, 35. Kupa için Nathan Outteridge ve Iain Jensen’le bir kez daha sözleşme imzaladı. 34. Kupa’da Outteridge dümenci, Jensen de trimci olarak görev almıştı. Çocukluklarından bu yana birlikte yelken yapan ikili 2012 Olimpiyatları’nda 49er sınıfında altın madalya kazanmıştı. İkili 2016 Rio Olimpiyatları’nda da birlikte yarışacak.

Sosyal medyada gördüğümüz kadarıyla bir süredir Yeni Zelanda’da pek de sevilmeyen James Spithill’in de Oracle Team USA ile bir kez daha sözleşme imzalamak üzere olduğu belirtildi. The Daily Telegraph gazetesine açıklama yapan Spithill, “Oracle kesinlikle olmak istediğim yer. Önümüzdeki haftalarda durum kesinleşebilir” dedi. 

Team France fotoğrafları: Yvan Zedda