30 Aralık 2012 Pazar

Oracle casuslukla suçlanıyor



34. America’s Cup’ın kupa sahibi takımı Oracle Team USA’in başı bir hayli dertte. Paramparça olan AC72’lerinin tamirini yetiştirmekle uğraşan takım şimdi de “casusluk” suçlaması nedeniyle cezayla karşı karşıya. Oracle Team USA, 200 metrelik mesafe içerisinden rakip takımın fotoğraflarını çekerek bilgi almaya çalışmakla suçlanıyor. İddia sahibi ise Luna Rossa.

İtalyan takım kasım ayında Oracle için 34. America’s Cup Uluslararası Jürisi’ne protesto vermişti. İddiasına göre Oracle’dan Matt Mason, 200 metrelik mesafe içerisinden teknelerinin fotoğraflarını çekmişti. America’s Cup protokollerine göre rakip takımların birbirlerine bu kadar mesafe içerisinde seyretmesi yasak. Suçlamanın bu kuralı ihlal ettiğine karar veren jüri dün yaptığı açıklamayla, protestosunu bu kurala dayandıran Luna Rossa’yı haklı bularak Oracle’ın “keşif kurallarını” ihlal ettiğine hükmetti ve cezalandırılmasına karar verdi.

Şimdi cezanın ne olacağı bekleniyor.


ACWS’de gerginlik yaratacak karar




America’s Cup cephesinden ilginç bir haber var. Gelen habere göre, AC72’sini aylar öncesinden suya indiren ve diğerleri yeni başlamışken dev katamaranlarıyla antrenmanlarını tamamlayan ETNZ, ACWS’nin 2013 serisinin tüm yarışlarına katılmayı düşünmüyor. Kararın arkasında tabii ki takımın beyni Grant Dalton var.

Dalton’un bu kararı almaktaki amacının, takımın tüm konsantrasyonunu esas yarış olan Louis Vuitton Cup ve 34. America’s Cup’a yöneltmek olduğu söyleniyor. ACWS’nin iddialı takımlarından ETNZ’nin aldığı bu kararın, Grant Dalton ve yarışın yaratıcılarından Oracle Team USA’in CEO’su Russel Coutts arasında gerginliğe yol açabileceği de gelen haberler arasında.

Bu arada önümüzdeki yıl ACWS’de ikisi ABD’de, biri de Napoli’de olmak üzere üç ayak gerçekleştirilecek. Henüz kesinleşmese de ABD’deki ayaklardan birinin San Fransisco yerine bu kez New York’ta yapılabileceği belirtiliyor.

28 Aralık 2012 Cuma

Güney Okyanusu'ndan sevgilerle


Noel Baba Oracle’a çalıştı



Herkes Noel tatilinde ancak Oracle Team USA’in başını kaşıyacak vakti yok. Suya iner inmez antrenman sırasında paramparça olan AC72’sini yeniden yetiştirmek için var gücüyle çalışan Oracle’ın üretim ekibinden Tim Smyth, “Takımın bugüne kadar ki en stresli yarışı bu herhalde” diyerek durumlarını özetliyor. Neyse ki takım için Yeni Zelanda’dan güzel haberler geldi. Yeni kanat yelken, Yeni Zelanda’daki Core Builders Composites’te tamamlanarak paketlendi ve San Fransisco’ya doğru yola çıktı. Bu özel paketin ocak ayında takımın Pier 80’deki merkezine ulaşması bekleniyor.

Core Builders Composites’ten proje yöneticsi Chris Mellow, yelkeni zamanında San Fransisco’ya yetiştirmek için ekibin olağanüstü bir performans gösterdiğini söyledi. Kanat yelken, takımın merkezi Pier 80’e ulaştıktan sonra bir araya getirilecek, testlerinin tamamlanmasının ardından yeniden bir araya getirilen 17 numaralı gövdeye monte edilecek. Şubatın başında da AC72’nin tamamlanmış halde suya inmesi ve yeniden antrenmanlara başlaması bekleniyor.

Bu arada ikinci gövde için de San Fransisco’da çalışmalar sürüyor, kanat yelkenin de Yeni Zelanda’da üretimi devam ediyor.

Wild Oats XI’den üçlük atış

 

Wild Oats XI, Rolex Sydney Hobart yarışında yeni bir rekora imza attı ve yarış tarihine adını yazdırdı. Bob Oatley’nin 100ft’lik teknesi hem yarışı en kısa sürede bitiren tekne oldu, hem altıncı kez ‘line honour’ derecesini kazandı hem de düzeltilmiş zamanda sınıfının birinciliğini ilan ederek üç zafere birden imza attı.

Suya ilk indiği yıl katıldığı 2005 yarışında rotayı 1 gün, 18 saat, 40 dakikada tamamlayarak hem rekor kıran hem de ilk ‘line honour’ (ilk finiş) derecesini elde eden Bob Oatley’nin 100ft’lik teknesi, bu yıl finişe daha kısa sürede ulaşarak kendi rekorunu egale etti. 628 millik rotayı 1 gün, 18 saat ve 40 dakikada tamamlayan Wild Oats XI, daha önceki rekorunu 16 dakika 58 saniye geçti. Üstelik rakibine de çok büyük fark attı. Zira yarışı bitirdiğinde en büyük rakibi Ragamuffin Loyal’in finişe ulaşmasına daha 45 mili vardı. Mark Richards skipper’lığındaki takım, yarışı en kısa sürede tamamlama rekoru ve ‘line honour’ derecesine bir de düzeltilmiş zamanda birinciliğini ekledi ve IRC 0 sınıfının da lideri oldu.


Skipper Mark Richards geçtiğimiz yıl Investec Loyal’in acısını henüz üzerinden atamamış olacak ki, finişe ulaşır ulaşmaz yaptığı açıklamada “Geçen yıl Investec Loyal’a (Bu sene ki Ragamuffin Loyal) üç dakikayla geçilmiştik. Ancak bu yıl biz onları çok daha fena geçtik” dedi. 2005’ten beri aynı ekiple yarıştıklarını söyleyen Richards, “Donanımda ve yelkende problemler yaşamamıza rağmen çok iyi yarıştık. Teknede müthiş bir ekibe sahibiz. Özellikle taktisyenimiz Iain Murray harika bir iş çıkardı” dedi.

Bob Oatley ve ekibi
 Teknenin sahibi Bob Oatley de, “Yarış süresince hiç vazgeçmedik. Ekip harikaydı ama salmada yaptığımız modifikasyonlar da performansa çok etkili oldu. Önümüzdeki yıl yeni bir rekora daha imza atacağız” diye konuştu.

Bu arada IRC I sınıfının birincisi de beklenildiği gibi Stephen Ainsworth’un 63ft’lik Loki’si oldu.

Fotoğraflar: Carlo Borlenghi

27 Aralık 2012 Perşembe

Bernard Stamm yeniden yarışta



Su jeneratöründeki arızayı gidermek için yarışa mola vermek zorunda kalan Cheminees Poujoulat’nın skipper’ı Bernard Stamm, zorlu görevden başarıyla çıktı ve Vendee Globe’a geri döndü.

Portekiz kıyılarından bu yana jeneratördeki sorun nedeniyle enerjisini kısıtlı kullanmak zorunda kalan Stamm oldukça huzursuzdu. Pasifik Okyanusu’na yaklaştıkça huzursuzluğu daha da artıyordu. Çünkü böyle bir sorunla okyanusu aşamayacağını düşünüyordu. Bu yüzden Stamm, Pasifik’e açılmadan önce demirleyebileceği en son nokta olan Auckland Adası’na yöneldi. Bunun için Stamm’a özel olarak motorunu çalıştırma hakkı tanınmıştı. Stamm 23 Aralık’ta Auckland Adası’na ulaştı. Burada verdiği molada, hasarı inceleyen Stamm tamir işinin o kadar da kolay olmadığını fark etti. Üstelik kuvvetli bir yağmur ve rüzgar dalgası bölgeye yanaşıyordu. Rüzgarın tekneyi kıyıya sürükleme ihtimali vardı. Bunun üzerine Stamm pruvasını daha uygun koşulların olduğu South Adası’na yöneltti ve 26 Aralık’ta Dunedin’e demirledi. Ve nihayet dün problemi gidermeyi başardı ve yarışa geri döndü.

Wild Oats XI, rekora koşuyor

-->

Dünyanın en zorlu açık deniz yarışlarından biri olarak bilinen 628 millik Rolex Sydney Hobart’ta 86 tekne tam 26 Aralık’ta Sydney Limanı’ndan start aldı. Yarış, beklenildiği gibi ‘line honour’ yani ilk finiş için 100ft’lik iki süper maksi Wild Oats XI ve Ragamuffin Loyal arasında savaşa sahne oluyor.  Mücadeleden, daha önce beş kez ‘line honour’ derecesini kazanan Robert Oatley’nin rekor sahibi Wild Oats XI’i galip gelecek gibi görünüyor.

Sydney’den Tasman Denizi’ne açılan filo rotaya göre Avustralya’nın güneydoğu sahillerinin ardından Bass Geçidi’ni aşarak Storm Körfezi’ni dönüyor ve finiş hattı olan Hobart kentine ulaşmaya çalışıyor. Yarışın ikinci gününde 100ft’lik maksilerden TP52’lere, VO60’tan Beneteau First 40’a kadar neredeyse hepsi farklı model 86 tekne Güney Avustralya  ve Tasman Denizi açıklarına yayılmış durumda.


Filonun lideri, aynı zamanda en iddialı teknelerden biri olan Robert Oatley’nin Wild Oats XI’i. 100ft’lik bu dev teknenin finişe ulaşmasına ve bir kez daha ‘Line Honour’ derecesini almasına 70 milden az kaldı. Ekip halen 12kt hızla finişe doğru ilerliyor. Bu arada Wild Oats XI dün gece ne olduğu belirlenemeyen bir cisime çarptı ve daggerboard’ları zarar gördü. Ancak ekibin hasarı hemen tamir etmesiyle yarışa aynı hızda devam etti.

Lider Wild Oats XI’in yaklaşık 40 mil gerisinde de azılı düşmanı, bir diğer süper maksi Ragamuffin Loyal var. Filonun en yaşlı yarışçısı, 85 yaşındaki Syd Fischer’in dümenciliğindeki teknede de hasar var. Ekip, teknenin furling sistemindeki arızaya rağmen yarışa devam ediyor.


Bu arada Michael Hiatt’ın Farr 55’i Living Doll yarıştan çekilmek zorunda kaldı. Dün gece Bass Geçiti’nde 25kt hızla ilerlerken dümen palası kırılan tekne yarış komitesine terk duyurusu yaptı. Ekip güvenli bir şekilde kıyıya ulaşana kadar  kadar her iki saatte bir yarış komitesine durumlarıyla ilgili rapor verecek.

2005 yılında suya iner inmez katıldığı ilk Sydney Hobart’ta Line Honour derecesini elde etmeyi başaran Wild Oats XI, bugüne kadar katıldığı yedi yarıştan beşinde bu unvanı kazandı. Takım bu dereceyi 2009’da Alfa Romeo, geçen yıl da, bu yıl Ragamuffin Loyal adıyla yarışan Investec Loyal’a kaptırmıştı. Wild Oats XI, bu yarışta da finişe ilk ulaşan tekne olmayı –ki öyle görünüyor- başarırsa altıncı kez bu unvanı elde etmiş olacak. Bu arada takım 2005’te yarışın 1 gün, 18 saat, 40 dakikada tamamlayarak rekor kırmıştı. Bu hızla giderse Wild Oats XI’in kendi rekorunu egale etmesi de bekleniyor.

Fotoğraflar: Studio Borlenghi



24 Aralık 2012 Pazartesi

Ve MATmazel suya kavuşur

-->


Yazılım markası Protel’i de arkasına alarak parkurlara geri dönen Toka Yelken Ekibi, yeni tekneleri MATmazel’i Alaçatı’da suya indirdi. Yeni tekneleri, M.A.T. 12’nin geliştirilmiş versiyonu M.A.T. 1245’in elektroniklerinin kalibrasyonları yapıldı, geriye yelkenlerinin takılması kaldı. Protel-Toka Yelken Ekibi yeni tekneleriyle ilk seyrini Alaçatı’dan Sığacık’taki Teos Marina’ya yaptı. Şimdiyse BAYK Kış Trofesi’nin 19-20 Ocak’ta yapılacak ilk ayağı için beklemede. Ekip bu bir aylık sürede boş durmayacak, Sığacık Körfezi’ndeki antrenmanlarını sürdürecek.

Ekipten Cem Somer, MATmazel’in suya indirilişini ve ilk seyrini Başüstü için kaleme aldı. Ben de dokunmadan aktarıyorum:

“13 Aralık 2012 - Bu işleri başımıza açan Rıdvan, Alp ve Cem’le teknemizi denize atma operasyonu için buluştuk. Bu boyda bir tekneyi salması monte edilmiş olarak ilk kez taşıyacağız. Yalnızca 10 cm yükseklik toleransımız var.


Heyecanlı yolculuk sonrasında Alaçatı Marina’ya varıyoruz. Ekibin bir kısmı direği hazırlarken, diğer kısmı tekneyi lifte alıyor ve suya indiriyor. Direğin yerleştirilmesi işlemi umduğumuzdan uzun sürüyor ve gün içerisinde Çeşme’ye transfer hesaplarımız tutmuyor. MATmazel’i havuzda bırakıyor ve Libadiye balığı eşliğinde kutlama yemeği yapıyoruz. Ekibin tümüyle de  yakında kutlarız umarım.

Ertesi gün yumuşak bir havada Alaçatı’dan Çeşme’ye doğru yola çıkıyoruz. Sakız Boğazı’nın girişine kadar her şey harika, burada ayrı bir iklim hüküm sürüyor! Hesapsız kitapsız yola çıkmanın bedeli olarak sırılsıklam oluyor ve epeyce dayak yiyoruz. Çeşme’de resmi işler, kayıt vb. ile gün geçiyor.


Ertesi gün Murat da bize katılıyor ve BAYK Kış Trofesi’ne kadar olan bir aylık zamanı geçireceğimiz Teos Marina’ya doğru yola çıkıyoruz. Keyifli bir yolculuk ile Sığacık Körfezi’ne girdiğimizde antrenman yapmak için doğru yeri seçtiğimizi anlıyoruz, güzel rüzgar ve küçük dalgalar var. Burada ayrıca teknenin ufak tefek eksiklerini giderecek, trimlerini yapacak ve yarışa hazır hale getireceğiz.

Bodrum’da görüşmek üzere.”

23 Aralık 2012 Pazar

Stamm’a özel ‘motor’ izni



Vendee Globe filosundan yeni bir hasar haberi var. Chimenees Poujoulat’nın skipper’ı Bernard Stamm, elektrik enerjisi sağlayan su jeneratöründeki arızayı tamir etmek üzere Yeni Zelanda’nın 250 mil güneyindeki Auckland Adası’na demirledi. Yarış yönetimi, demirlemesi oldukça çok olan bu bölgeye sağ salim ulaşabilmesi için Stamm’a, teknenin motorunu çalıştırması için izin verdi.  

Su jeneratöründeki bu problemin ortaya çıkışı aslında yeni değil. Sorun ta Portekiz açıklarındayken baş göstermişti. Stamm’ın, otopilotu kullanabilmesi ve dış dünyayla iletişim kurmasını ve  hava durumu raporlarını almasını sağlayan bilgisayarını çalıştırabilmesi için bu sorunu acilen gidermesi gerekiyordu. Önünde uzanan 4000 millik Pasifik Okyanusu öncesi demirleyebileceği son nokta ise Auckland Adası’ydı. Ancak oldukça sert rüzgarların estiği bu bölgeye sadece yelkenle ulaşmak neredeyse imkansızdı. Bu yüzden yarış yönetimi, özel kurallarından birini devreye soktu ve Stamm’ın, motorunu çalıştırmasına izin verdi. Yarışın direktörü Denis Horeau devamını şöyle anlattı:

“Bu bölgeye yanaşmak oldukça zor. Neyse ki bir önceki yarışta, ana yelken arabasındaki problem nedeniyle aynı yere demirlemek zorunda kalan Safran’ın skipper’ı Marc Guillemot, Stamm’a yardımcı oldu. Guillemot, Stamm’a demirleyeceği noktaya ulaşana kadar yapması gereken her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlattı.”

İsveçli yelkenci eski rakibinin rehberliği sayesinde sağ salim Sandy Koyu’na demirlemeyi başardı. Son üç teknesini kendisi inşa eden ve teknik konularda oldukça deneyimli olan Stamm’ın problemi 24-48 saat içinde tamir etmesi ve 26 Aralık’ta bastırması beklenen fırtına öncesi yeniden yarışa dönmesi bekleniyor.

20 Aralık 2012 Perşembe

Oracle ekibine tatil yok



Oracle Team USA, AC72’si 16 Ekim’de San Fransisco Körfezi’nde takla attığından beri bir hayli sıkıntılı günler yaşıyor. Ancak takımın suya dönmesine çok az kaldı. Kupa sahibi Oracle’ın paramparça olan katamaranından haberler var.

Takımın yöneticisi Grant Simmer, takla olayının tüm işleri allak bullak ettiğini ve bu yüzden zaman planlamalarını tamamen değiştirmek zorunda kaldıklarını söylüyor. “Çok zaman kaybettik. Açıkçası rakiplerimizin antrenmanlarını tamamlamasını seyrederken elinin kolunun bağlı olması çok can sıkıcı. Ama ekip olarak hepimiz kendimizi, katamaranı yeniden eski haline getirmeye ve mümkün olan en kısa sürede yine denize indirmeye adamış durumdayız. Tabii artık riskler konusunda da daha dikkatliyiz.”

Hatırlarsanız kazadan sonra gövde birçok yerinden kırılmış, kanat yelken de birçok parçaya ayrılmıştı. Simmer olayın ardından ilk olarak hasarın boyutunu ortaya çıkardıklarını belirtiyor ve şöyle devam ediyor:  “Kanadı neredeyse tamamen kaybetmiştik. Neyse ki diğeri üretim aşamasındaydı, biz de süreci hızlandırdık.  Parçalanan gövdeyi de yeniden bir araya getirdik.”

Bu arada takımın ikinci AC72’sinin üretimi de devam ediyor. Durum böyle olunca ilk katamaranın tamiriyle ikincisinin üretimi eş zamanlı olarak ilerliyor. Takımın kara ekibinden Mark Turner, ekip üyelerinin çok yoğun bir şekilde çalıştıklarını belirtiyor. “Parçalanan katamaranın tamiri kolay bir iş değil ve yapılacaklar listesi çok uzun. İşlerin tümü ikinci teknenin üretimiyle paralel gidiyor. Diğer yandan ikinci kanat yelkenin üretimi Yeni Zelanda’daki Core Builders Composites’te devam ediyor.  Tüm ekip işe dört koldan girişmiş durumda. Yeni yılla birlikte her şey daha hızlı ilerleyecek, hidrolik sistemler, vinçler ve kablolar hepsi yerine yerleştirilecek, yeni kanat da San Fransisco’ya ulaşınca yeniden antrenmanlara başlayacağız. 2013 bizim için çok yoğun ve heyecanlı bir yıl olacak.”

Belli ki Oracle’da durumlar bir hayli karışık. Takımın üretim ekibine tatil yok. Dört koldan tekneleri yetiştirmeye baş koymuş durumda. Takımın yeni iş takvimine göre, Yeni Zelanda’da üretilen kanat yelkenin 2013’ün başında San Fransisco’ya ulaşacak. Şubat ayında da tamir edilmiş AC72 yeniden suya inecek ve antrenmanlar başlayacak.


19 Aralık 2012 Çarşamba

Direğin tepesinde hayatta kalma savaşı



Vendee Globe’da Macif ve Banque Populaire arasındaki kedi fare oyunu kızışıyor. Dün François Gabart’ı geçerek yeniden filonun önüne geçen Armel Le Cleac’h’in liderliği sadece 15 saat sürdü. Bugün Gabart tarafından geçilen Le Cleac’h yeniden ikinci duruma düştü. Ancak ikilinin arasındaki mesafe sadece 3 mil.

Bu arada dün hızı 7kt’lara kadar düşen üçüncü durumdaki Virbac Paprec 3’ün skipper’ı Jean Pierre Dick’in neden yavaşladığı bugün ortaya çıktı. Takımın kara ekibinden yapılan açıklamada Virbac Paprec’in direğinde problem meydana geldiği ve Dick’in yelkenini verimli kullanamadığı belirtildi. Problemi gidermek tabii ki Jean Pierre Dick’in başına düştü. Görevi ise bir Vendee Globe skipper’ının hele hele Güney Okyanusu gibi azgın bir denizde yapmak istediği en son şeydi: 30 metrelik direğe tırmanmak. Fransız yelkenci bu iş için hava durumunun en uygun olduğu zamanı beklemek zorundaydı. Nitekim Jean Pierre Dick kendini psikolojik olarak da bu göreve hazırladı ve bugün gelmesi beklenen alçak basınç sistemi bastırmadan, dün direğe tırmandı ve iki saatlik bu işlemin sonunda yeniden sağ salim tekneye inmeyi başardı.


“Rüzgar 10kt’lara düşünce görevimi yerine getirmek üzere hemen harekete geçtim. Okyanusun ortasında, metrelerce yükseklikte dalgalar ve şiddetli rüzgarla sallanan tekneden 30 metre yükseklikte, direğin tepesinde tek başına olmak pek de keyifli değil. Ama mecburdum ve yaptım. Hasar gören parçayı değiştirerek görevimi başarıyla tamamladım.”

Yeniden eski hızına kavuşan Jean Pierre Dick halen ortalama 17kt hızla ilerliyor.

18 Aralık 2012 Salı

Güney Okyanusu’nda it dalaşı



Yarışlarda yaptığı stratejik ataklarla rakibini alaşağı ettiği için Fransız yelkenciler tarafından “çakal” olarak anılan Banque Populaire skipper’ı Armel Le Cleac’h isminin hakkını bir kez daha verdi. Bir süre önce liderliği kaptırdığı en büyük rakibi François Gabart’ı altı gün 15 saat sonra yakaladı, geçti ve yeniden filonun lideri oldu. Aralarında sadece iki mil bulunan Le Cleac’h ve Gabart, dünyanın en zorlu açıkdeniz yarışını match race’e çevirmiş durumda.

İkili arasındaki it dalaşı sürerken üçüncü sıradaki Virbac Paprec 3’ün skipper’ı Jean Pierre Dick ise bir hayli yavaşladı. Lider Le Cleac’h’tan yaklaşık 400 mil gerideki Dick, 25kt rüzgarla ilerlerken son dört saatte sürati 7kt’lara kadar düştü. Şu an Doğu Avustralya Buzul Kapısı’na doğru ilerliyor.

Bu arada yarışçılar Güney Okyanusu’nun sert deniz koşullarında yelken yapmaya çalışıyor. Yüksek dalgalarda sörf yapan teknelerin burunları her dalgada suya gömülüyor. Böyle bir anda teknesiyle çok şiddetli bir çarpışma yaşayan Synerciel’in skipper’ı Jean Le Cam, bir roller coaster’ın üzerindeymiş gibi hissettiğini söylüyor. Le Cam çarpışma anını şöyle anlattı: “Hayatımın çarpışmasıydı diyebilirim. Arabanızla son hız giderken bir tereyağı yığının içine dalmak gibi bir şeydi. Burada deniz berbat. Dalgalar altı metreyi buluyor, rüzgar da 40-45kt esiyor. Çarpışma esnasında navigasyon masasında oturuyordum ve ben de biraz darbe yedim. Çarpışmadan sonra yaşadığım şoku atlatmak için bir süre yatmam gerekti. Bugüne kadar birçok kez başıma geldi ama  böylesi hiç olmamıştı.”

17 Aralık 2012 Pazartesi

VO65’in arması Southern Spars’tan


Volvo Ocean Race’in önümüzdeki iki yarışında (2014-15 ve 2017-18) görev alacak one design teknesi VO65’in üretiminde başrol isimlerden biri daha belli oldu. Buna göre yeni nesil VO65’lerin bumba, direk ve arması Yeni Zelandalı Southern Spars tarafından üretilecek.


Southern Spars’tan proje yöneticisi Kevin Batten, bir önceki yarışta Telefonica ve Camper’ın armalarının firmaları tarafından üretildiğini ve her iki takımın da bu konuda hiç bir sorun yaşamadığını söyledi. Bu başarılarından dolayı gurur duyduklarını ve Volvo tarafından seçildikleri için de mutlu olduklarını belirten Batten, “Bu bizim için çok önemli bir görev. Çünkü dünyanın en iyi yelkencilerinin markamıza ne kadar güvendiğinin önemli bir göstergesi.”

Fotoğraf: Ian Roman
Ekip donanımları teslimat tarihlerine yetiştirebilmek için çalışmalara başlamış bile. İlk ikisinin nisan ayının başında İngiltere’ye ulaşmış olması gerekiyor. Batten “Dayanıklılık ve gücü en iyi şekilde bir araya getirmek için Thin Ply teknolojisini kullanacağız. İnce katmanlar daha güçlü ve güvenli tasarlanmış bir yapı oluşturmamızı sağlayacak” dedi.

Şimdi sıra yelkenleri üretecek firmanın isminin belirlenmesinde. Firma isminin bugünlerde açıklanması bekleniyor.

16 Aralık 2012 Pazar

Energy Team’de her şey yolunda



Son birkaç aydır America’s Cup’ın iki takımı Energy Team ve Artemis Racing için olaylar hızlı gelişti. Energy Team, Loick Peyron’la Napoli’de gösterdiği üstün başarıya rağmen yeterli parayı toplayamadığından 34. America’s Cup’ta yarışamayacağını duyurmuştu. Ama hedeflerinin 35. Kupa olduğunu eklemişlerdi. Birkaç ay sonra Artemis Racing’in ABD’li dümencisi Terry Hutchinson apar topar görevini bıraktığını açıklamıştı. Hemen ardından gelen açıklamayla, Nathan Outteridge’in ardından Loick Peyron’un dümenci olarak takıma alındığı duyurulmuştu. Son durumda önümüzdeki yaz San Fransisco’da yapılacak 34. Kupa’daki dümencilik görevi için hem Peyron hem de Outerrigde’in yarı  yarıya şansı var.

Bu durum 2013 dünya serisinde AC45’leriyle yarışan Energy Team için dezavantaj gibi görünse de, gözünü 35. Kupa’ya diken takım için aslında bir avantaj oldu. Çünkü 35. Kupa’da yüksek ihtimal dümencileri olacak isim şimdiden AC72’lerde deneyim kazanmaya başlayacak. Bu arada takımdaki son gelişmeye göre Peyron’un ayrılmasıyla boşalan yeri Yann Guichard dolduracak. Ekibin geri kalanı aynı isimlerden oluşacak. Energy Team’in teknik yöneticisi Antine Mermod, Peyron’un Artemis’e geçmesinin kendileri için çok iyi bir gelişme olduğunu, her şeyin tam istedikleri gibi gittiğini söyledi. Peyron da,Yann Guichard’ın çok deneyimli olduğunu ve takım için çok doğru bir seçim olduğunu belirtti.

Energy Team şubatta San Fransisco’da olacak ve antrenmanlara başlayacak. 

Boynuz kulağı geçti



Vendee Globe’da filonun lideri François Gabart rekor kırdı. Gabart, Teknesi Macif’le Cuma gecesi Avustralya’daki Leeuwin Burnu’nu geçti. Böylece Ümit Burnu ve Leeuwin Burnu arasını 11 gün 6 saat ve 40 dakikada geçerek bu mesafeyi en kısa sürede kat eden yelkenci oldu. Bir önceki rekorun sahibi Gabart’ın hocası Michel Desjoyeaux’ydu. Gabart, 2008-09 yarışında bu rekoru kıran “profesör”ü dokuz dakika geçerek rekorun yeni sahibi oldu.

Bu arada Batı Avustralya Buzul Kapısı’na doğru ilerleyen filonun lider Gabart ve ikinci sıradaki Armel Le Cleac’h arasındaki çekişme sürüyor. Neredeyse başabaş ilerleyen ikili arasındaki mesafe yaklaşık 45 deniz mili. Le Cleac’h Leeuwin Burnu’nu Gabart’tan yaklaşık iki saat sonra geçti. Üçüncü sıradaki Virbac-Paprec 3’ün skipper’ı Jean Pierre Dick ise Gabart’tan 470 mil geride. Teknesinde iki kez hasar meydana gelmesine rağmen tamir eden ve su jeneratörü bozulduğu için oldukça kısıtlı enerji kaynağıyla yarışa devam eden Alex Thomson da çok iyi bir performans gösteriyor. Hugo Boss’un skipper’ı halen dördüncü sırada.

13 Aralık 2012 Perşembe

Bumbada biri var


Şeytan ayrıntıda gizli




2014-15 Volvo Ocean Race’in one design yapılacağının açıklanmasının üzerinden dört ay geçti.  Bu arada yeni tekne VO65’in birebir ölçülerini gösteren mokapı da ortaya çıktı. Projenin başındaki isim Farr Yacht Design’dan Pat Shaughnessy, VO65’lerin bir önceki jenerasyon olan VO70’lerden biraz daha kısa ancak daha dayanıklı olacağını, masrafları da  yüzde 30 düşüreceğini söyledi. Yüksek performanslı VO65, 4.5 milyon euro’ya mal olacak.


Proje Müdürü James Dadd ise mokap üretim aşamasının oldukça stresli olduğuna dikkat çekiyor. Üretim esnasında her şeyin yolunda gitmesi için mokapı hatasız bir şekilde tamamlamak zorunda olduklarını belirten Dadd şunları söyledi: “Filonun üretimi başladığında modifikasyon yamak çok geç olacak. Önceden takımlar, mokapın parçalarını lojistik ve maliyet açısından uygun olan farklı yerlerde yaptırıyorlardı. Biz bu projede mokapın tümünü Southampton’daki Green Marine’de üretiyoruz. Burası aynı zamanda teknenin tüm parçalarının birleştirileceği  yer olacak. Mokapta kabloların nasıl döşeneceğinden tutun da elektroniklerin nerelere yerleştirileceğine kadar yüzlerce detay var düşünülmesi gereken. Bunların hepsinin üzerinde çok ince bir şekilde çalışıyoruz. Mokap tamamlandığında yüzlerce detayın olduğu güverte üstü ve altını net bir şekilde görmemizi sağlayacak.”


Dadd, detaylardan birinin de hareketli salmanın yerleştirilmesi olduğunu söylüyor  ve “Salmanın hidrolik pistonları tam olarak yerine oturtulmalı ve rahat hareket edebilmeli. Normalde teknenin tam ortasında yer alan hareketli salma bir tarafa yattığında açısı değiştiğinden bulunduğu alanda karmaşaya yol açar. Biz VO65’te bu soruna çözüm buluyoruz” diyor.

Tüm bu ayrıntıların mokap aşamasındayken detaylandırılması  sadece üretimi hızlandırmayacak aynı zamanda maliyetten de kazandıracak.


Öte yandan one design’a geçiş, maliyetleri düşürmesinin yanında takımlara eşit şartlar sağlaması açısından da önemli. Eski Volvo Ocean Race teknesi ABN AMRO’nun dümencisi ve tekne inşası konusunda deneyimli Neil Cox one design’a geçişin avantajını şu sözlerle anlatıyor: “Eski sistemde her takımın kendi usulüne uydurduğu yöntemler vardı. Ancak o zamanlar bağlı olmamız gereken kesin kurallar yoktu. Artık bu tip yararlı bilgiler tüm takımlar için geçerli. Artık herkesin teknesi en hızlı ve en dayanıklı olacak”


Takımlar arasında eşitliği sağlayacak bir başka konu da yelkenlerin tek tip olması. Kurallara göre her takım fırtına floku ve fırtına anayelkeninin de içinde olduğu dokuz takım yelkene sahip olacak. Yelkenin hangi marka olacağı henüz açıklanmadı. Takımlar yelkenleri kesinlikle tamir ya da modifiye edemeyecek. Yarıştan önce yelkenlerde meydana  gelebilecek her türlü hasar sadece belirlenen kişiler tarafından onaylandığında yapılabilecek.

İlk VO65’in Haziran 2013’te tamamlanması bekleniyor.

Fotoğraflar: Ian Roman


12 Aralık 2012 Çarşamba

Şimdi sıra ikinci AC72’de



Kupa sahibi Oracle Racing USA, eylül ayında San Fransisco Körfezi’ndeki antrenman sırasında takla atarak paramparça olan ilk AC72’lerinin tamiriyle uğraşırken Kiwiler aldı başını gitti. AC72’sini temmuz ayında ilk suya indiren, 34. America’s Cup’ın meydan okumaya aday takımlarından ETNZ, yarış kuralları gereği 30 günlük antrenman süresini tamamladı bile.

ETNZ ekibi şimdi ikinci AC72’lerini tamamlamaya odaklanmış durumda. Büyük ölçüde biten ikinci katamaranın vinç tamburu gibi donanımları takılıyor. Görevini tamamlayarak sudan alınan ilk katamaran yeniden elden geçirilecek ve gerektiğinde kullanılmak üzere yedeğe alınacak. İkinci AC72’nin parçaları Yeni Zelandalı Cookson Boats ve Southern Spars’ta inşa edildi. İkinci kanat yelken ise halen takımın Auckland Viaduct Limanı’ndaki merkezinde biraraya getiriliyor.  Gövde, kiriş gibi parçalar ise ocak ayında takımın merkezine ulaşacak. Ve ikinci AC72 şubat ayında suya inecek.Takımın yöneticilerinden Grant Dalton, her şeyin tam istedikleri gibi ilerlediğini söylüyor. “Her şey çok iyi gidiyor. Böylece ikinci katamaranın testi için de yeterli zamanımız olacak. Lojistik zorluklar ve maliyet nedeniyle zaten her iki katamaranı aynı anda suya indirmeyi düşünmemiştik.”

34. America’s Cup kurallarına takımlar AC72’leriyle sadece Temmuz 2012-Ocak 2013 arası 30 gün antrenman yapabilecek.


ETNZ'nin ilk AC72 sudan çıkarılıyor. Fotoğraflar: Chris Cameron

Kayıp parçaya ne oldu?



Vendee Globe yarışçılarından ACCIONA 100% EcoPowered skipper’ı Javier Sanso dün tuhaf bir olayla karşılaştı. Bu tuhaf olay aynı zamanda teknedeki bahsi geçen parçanın amacını ne kadar başarılı bir şekilde gerçekleştirdiğini de gösterdi. Javier’in ağzından aktarıyorum:

“Dün geceden bu yana hava oldukça hafif. Neyse ki son birkaç saattir rüzgar arttı ve daha hızlı yelken yapabilir hale geldim. Bu sabah attığım kavançadan sonra ilginç bir şey fark ettim. Dümen palalarımdan birinin ucundan 40cm’lik parçanın kırıldığını gördüm. Kırılan bu bölge, herhangi bir çarpışma halinde dümen palasını koruyan bir parça. Birkaç gün önce sancak tarafta bir darbe hissetmiştim. Ancak o günden bu yana kavança atmadığımdan hasarı görememiştim. Dümen palasında işler iyi olduğuna göre bu parça da görevini başarıyla yerine getirmiş demektir.”

11 Aralık 2012 Salı

Alex Thomson artık ‘karanlık mod’da



Pazar gecesi Hint Okyanusu’nda seyrederken denizde yüzen bir cisme çarparak dümen palası kırılan ve su jeneratörlerinden biri hasar gören Hugo Boss’un skipper’ı Alex Thomson yarışa yeniden geri döndü. Üstelik kaybettiği zamana rağmen rakibi Cheminees Poujoulat’nın skipper’ı Bernard Stamm’a fark atarak yeniden dördüncülüğe yerleşti. Thomson, Amsterdam buzul kapısını ortalama 21kt hızla, salı günü öğle saatlerinde geçti.

Thomson’ın başına aynı olay Atlantik’teki seyrinde de gelmişti. Ancak bu kez diğer dümen palası kırılmıştı. İlk hasarı da tamir ederek yarışa geri dönen Thomson’ın işi bu kez ise hava ve deniz koşulları nedeniyle daha zordu. 15 saatlik mücadele sonunda dümen palasındaki hasarı giderse de Thomson su jeneratöründen  vazgeçmek zorunda kaldı. Enerji kaynaklarından birini kaybeden Thomson bundan sonra takımın “dark mode” (karanlık mod) olarak adlandırdığı konuma geçecek ve enerjisini çok daha kısıtlı kullanmak zorunda kalacak. Bu da İngiliz skipper’ın dış dünyayla bağlantısının azalması anlamına geliyor.

Alex Thomson Racing’in CEO’su Steward Hosford yarışçılarıyla gurur duyduklarını söyledi ve şöyle devam etti: “Alex’le gurur duyuyoruz çünkü buraya kadar çok iyi yarıştı. Ancak bundan sonrası onun için biraz zor olacak. Çünkü kendisi yarış takipçilerine açıklamalar yapmayı, çektiği videoları onlarla paylaşmayı, ailesiyle konuşmayı çok seviyordu. Artık ‘karanlık mod’a geçtiğinden enerji kullanımı çok kısıtlı olmak zorunda. Ama bu yarışa devam etmesine ve finişe ulaşmasına engel bir durum değil.”

10 Aralık 2012 Pazartesi

ESS 2012’nin birincisi The Wave Muscat


The Wave Muscat ekibi
Bu yıl altıncı kez düzenlenen ve haziran ayında İstanbul’da ağırladığımız Extreme Sailing Series 2012’nin birincisi Leigh McMillan skipper’lığındaki The Wave Muscat oldu. 11 ay süren ve toplam yedi ayakta 209 yarışın yapıldığı serinin son ayağının evsahibi Brezilya’nın başkenti Rio de Janeiro’ydu. Dört gün süren Brezilya ayağında toplam 30 yarış yapıldı. Bu ayağa özel olarak Team Brasil; Volvo Ocean Race’te iki kez skipper olarak yarışan, ülkenin en ünlü yelkencisi Torben Grael dümenciliğinde mücadele etti.

6 Aralık’ta yapılan ilk gün yarışında X40’lar ortalama 12-15 knot havada parkura çıktı. Yarışlarda bol bol çatışma oldu, en büyük çarpışma ise Oman Air ve Red Bull Sailing Team arasındaydı. Hasarlar su üzerinde giderildi ve her iki takım da kısa bir süre sonra yarışlara geri döndü. İkinci güne gelindiğinde heyecan iyice artmıştı çünkü ilk sıralarda yer alan The Wave Muscat, Groupe Edmond de Rothschild ve Oman Air arasında sadece ikişer puan fark vardı. Dolayısıyla bu takımların hepsi birinciliğe eşit derecede yakındı. Nitekim günün sonunda, bir önceki gün yeterince iyi performans sergileyemeyen Roman Hagara skipper’lığındaki Red Bull dördüncülükten birinciliğe yükseldi. Bu yükselişin üzerine günün sonunda Hagara, “Dün çok hata yapmıştık, bugün ise daha iyiydik. Ancak yine de pek mutlu sayılmayız. Son iki gün de puanları toplayıp birinciliğe yükselmeliyiz. Serinin birincisi olmak için şansımız var ve bunun için savaşıyoruz” diyordu.


Üçüncü gün ise 22 yarış yapıldı. İkinci günün aksine bu kez Flamengo Beach’teki parkurda daha sert rüzgarlar vardı. Dolayısıyla oldukça hareketli bir gün oldu. Günün en önemli olayı Torben Grael’in Team Brasil’i ile Leigh McMillan’lı The Wave Muscat arasındaki çarpışmaydı. En iyi performans gösteren takımı ise Groupe Edmond de Rothschild’dı. Pierre Pennec skipper’lığındaki takım üç yarışı kazanarak liderliği Red Bull’un elinden kapmayı başardı. Pennec günün sonunda yaptığı açıklamada “Esas savaş yarın olacak” diyordu.

9 Aralık, yani hem Brezilya ayağının hem de 2012 serisinin son günü aynı zamanda dananın kuyruğunun da kopacağı gündü. O gün yapılacak yarışlar serinin altı yıllık tarihin de de ayrı bir önem taşıyordu çünkü ilk kez, son güne gelindiğinde ilk üç arasındaki puanlar birbirine bu kadar yakındı. Aralarında sadece birer puan fark vardı. Çok çekişmeli geçen günün ardından The Wave Muscat sadece 0,2 puan farkla Brezilya ayağının lideri oldu. İki başarı birden elde eden The Wave Muscat,  aynı zamanda 2012 serisinin de kupa kaldıran takımıydı.

Leigh McMillan
2013 serisi 5 Mart’ta Umman ayağıyla başlayacak. Yeni sezonda, dört yıldır seride yarışan Groupe Edmond de Rothschild filoda yer almayacak. Bir sonraki sezonun ayakları ve tarihleri 2012 bitmeden duyurulacak. Filoda yer alacak takımlar da 20 Şubat’ta başlayacak Dusseldorf Boat Show’da açıklanacak.
Extreme Sailing Series 2012’de sıralama şöyle:

1. The Wave, Muscat 76.5 puan
2. Oman Air 65 puan
3. Groupe Edmond de Rothschild 64.5 puan
4. Red Bull Sailing Team 59 puan
5. GAC Pindar 45.5 puan
6. SAP Extreme Sailing Team 42 puan
7. Alinghi 35.5 puan
8. ZouLou 28 puan

9 Aralık 2012 Pazar

Cammas gözünü 35. America’s Cup’a dikti



Franck Cammas ve Groupama işbirliğinde yeni gelişmeler var. Açıklama Groupama Sailing’in resmi sitesinden yapıldı. Buna göre 15 yıldır Franck Cammas’ı destekleyen ve 2011-2012 Volvo Ocean Race’te kupayı kaldıran takımın sponsoru Groupama, Fransız yelkenciye desteğini kısıtladı. Groupama bundan sonra Franck Cammas’ı sadece Fransa ve Avrupa’daki yarışlarda destekleyecek.

Şirketin açıklamasında 2011’de büyük bir kriz yaşadıkları ve bu yüzden stratejilerinin bölgesel organizasyonlara yöneltildiği belirtildi. İletişim ekibinden Sylvain Burel, “Bu koşullarda Volvo Ocean Race gibi büyük organizasyonlarda yer almak stratejimize aykırı düşüyordu. Dolayısıyla Franck’ı artık sadece Fransa ve Avrupa çerçevesindeki organizasyonlarda desteklemeye karar verdik. Anlaşmamız  üç yıl daha sürecek” dedi.

Diğer yandan şu aralar 34. Kupa’nın meydan okuyacak takımlarından Luna Rossa’nın AC72 ekibine koçluk yapan Cammas’ın America’s Cup macerası sadece bu kadarla kalmayacak.  Zira Franck Cammas yaptığı açıklamada gözünü 35. America’s Cup’a diktiğini ve kendi adıyla oluşturacağı takımıyla bu yarışa katılmayı hedeflediğini söyledi.


Cammas kısa ve orta vadede hedeflerini şöyle anlattı:

“Temmuz 2013’te yapılacak Tour de France a la Voile’ye Groupama’nın renkleriyle katılacağım. Bu yarış benim için çok çekici çünkü içerisinde Volvo Ocean Race’te olduğu gibi hem açık deniz hem de koy içi mücadeleler var. Bir de 2016 Rio Olimpiyatları’nda yarışmak hedefiyle, Nacra 17’yle çalışmalarım olacak. Aslında özetle, Little America’s Cup’ta yarışılan C-Class’lara odaklanmış durumdayız. Çünkü Little America’s Cup’a da katılmayı hedefliyorum. Diğer yandan bir sonraki dünya serisinde AC45’imizle yarışmak üzere yeni partnerlerle Franck Cammas Racing takımını oluşturmaya başladık. Uzun vadede hedefim ise 35. Kupa’da yarışmak.”

Groupama, C-Class katamaranların match race şeklinde yarıştığı ve adı International Catamaran Challenge Trophy olarak değişmesine rağmen hala Little America’s Cup olarak anılan yarışta da  Cammas’ı destekleyecek. 15 yıllık işbirliği çerçevesinde kurarak geliştirdikleri araştırma bölümünün oldukça yüksek seviyeye ulaştığını söyleyen Burel, Fransız yelkenciyi bu yarışta da desteklemelerinin nedenini şöyle anlattı: “Araştırma departmanı bütçemizin yüzde 40’ını oluşturuyor. Özellikle son üç teknemizin üretim aşamasında faydasını çok gördüğümüz bu departmanın da devam etmesini istiyoruz. Adı 'küçük' olsa da son teknolojilerin kullanıldığı Little America’s Cup’ta Franck’ı desteklememizin sebebi de bu.”

7 Aralık 2012 Cuma

Vendee’de yeni lider Bernard Stamm



Vendee Globe’un 27. gününde filo Kükreyen Kırklar’da ilerlerken, uzun süredir liderliğini koruyan Armel Le Cleac’h birinciliği Chimeniees Poujoulat’nın skipper’ı Bernard Stamm’a kaptırdı. İkinci sırada Macif'le François Gabart, üçüncü sırada da Virbac Paprec 3’le Jean Pierre Dick var.

Liderliği kaptıran Le Cleac’h önceki gece büyük bir sabır savaşı verdi. Fransız skipper’ın hızı gece yarısı hızı bir ara 1kt’a kadar düştü. Saatler ilerledikçe hızı 5kt’a çıktı. Yaklaşık sekiz saat sonra stratejisini uygulayacak rüzgarı yakaladı. Ancak Le Cleac’h sıkıştığı alçak basınç bölgesinde vakit kaybederken Stamm onun 106 mil önüne geçmişti bile.


Lider üçlü şu sıralar 15kt hızda seyrediyor. Yaklaştıkları Amsterdam buzul kapısında da oldukça hafif bir hava onları bekliyor. Halen dokuzuncu sıradaki Acciona’nın skipper’ı şu an içinde bulundukları durumu “Hava raporları bulunduğumuz bölgede rüzgar veriyordu ama hiç de öyle görünmüyor. Bunun sadece bölgesel bir durum olduğunu umuyorum. Deniz gittikçe sertleşiyor ama sadece 4kt rüzgar var. Dolayısıyla tekneyi stabil tutmak çok zor. Bir sonraki buzul geçişi çok zorlu olacak gibi görünüyor. Umarım hava bir an önce değişir ve buzul kapısını sağ salim geçeriz” sözleriyle anlatıyor.

Bu arada Alex Thomson’ın teknesi Hugo Boss’tan gelen aşağıdaki göründü, bir Vendee Globe yarışçısı teknedeki günlük yaşamı gözler önüne seriyor. Yemek pişiremediğini ve enerji barlarıyla ayakta kaldığını söyleyen Thomson yine de 25kt hızda seyir yaptığı için oldukça mutlu.


4 Aralık 2012 Salı

Hutchinson, artık Artemis Racing’de değil



34. America’s Cup’ın meydan okuyacak takımlarından Artemis Racing’le, takımın ABD’li skipper’ı Terry Hutchinson’ın yolları ayrıldı. Hutchinson’ın artık Artemis Racing’in dümeninde olmayacağı dün yapılan açıklamayla duyuruldu. ABD’li deneyimli yelkencinin yerine, eylül ayında takıma katılan, Team Korea’nın AC45’inin eski dümencisi Avustralyalı olimpiyat madalyalı yelkenci Nathan Outteridge getirildi.

Aslında bu önemli görev değişiminin ilk işareti eylül ayında verilmişti. Geçen sezon ACWS’nin San Fransisco’daki son ayağında takımı Team Korea’ya zafer kazandıran Outteridge, Londra Olimpiyatları’nda da ülkesi Avustralya’ya 49er sınıfında altın madalya kazandırınca dikkatleri iyice üzerine çekmiş ve Artemis Racing’e transfer olmuştu. Yapılan açıklamayla Outteridge’in 2013 sezonunda Hutchinson’ın ekibine dahil olarak Artemis Red’in dümeninde olacağı belirtilmişti.


Ancak dün yapılan açıklamayla Hutchinson gönderildiği, yerine de 26 yaşındaki Outteridge getirildiği duyuruldu. Takımın diğer dümencisinin de Team Energy’nin eski skipper’ı Loick Peyron’un olacağı açıklandı.
Kararın ardından açıklama yapan Artemis Racing’in CEO’su Paul Cayard, Terry Hutchinson’la bugüne kadar çok iyi bir işbirliğine imza attıklarını söyledi ve şöyle devam etti: “Terry’nin match race konusundaki uzmanlığı sayesinde Artemis Racing 2012 America’s Cup World Series’de (ACWS) match race birincisi oldu ve takımı bugüne getirdi. Tüm bu çabaları ve başarısından dolayı Terry’ye çok teşekkür ediyoruz ve kendisine gelecekte başarılar diliyoruz.”

Hutchinson’ın açıklaması da şöyle oldu: “Beni destekleyen herkese çok teşekkür ederim. Artemis Racing’in skipper’lığını gurur duyarak yaptım. 2012 ACWS sayesinde birçok genç yetenekle tanışma fırsatım oldu ve benim için benzersiz bir deneyimdi.”


Çokgövdeli uzmanından AC72 dersleri

 

 
Fransızların çokgövdeli uzmanı, Volvo Ocean Race 2011-2012’nin birincisi Groupama’nın skipper’ı Franck Cammas’nın Luna Rossa’nın AC72 ekibine koçluk yaptığını daha önce yazmıştım. Gelen bilgiye göre Cammas, takımın Auckland’da devam eden antrenmanlarına bu yılın sonuna kadar katılmaya devam edecek. “Görevim takımın AC72’lere alışmasını sağlamak. Bu konuda diğerlerine göre biraz deneyimliyim galiba” diyor Cammas.

 Fransız skipper’ın çokgövdelilerdeki başarısı çok. 2010’da Jules Verne Trophy’de dünya turunu 48 gün, 7 saat, 44 dakika ve 72 saniyede tamamlayarak rekora imza atmış, Transat Jacques Vabre’da üç kez birinci olmuş, 2010 Route du Rhum’da da birincilik elde etmişti Fransız yelkenci. Şimdiki görevi ise AC72’ler.

 Daha önce çokgövdelilerle birçok kez takla atan Cammas, bu dev teknelerin ne kadar zorlanacağını ve sınırlarını gayet iyi bildiğini söylüyor ve şöyle devam ediyor: “Takla atmak gurur duyulacak bir şey değil. Çünkü bu aslında ciddi bir kaza ve çok büyük bir risk. Kupayı kazanmak isteyen tekneyi zorlayabileceği en yüksek sınırı çok iyi bilmek zorunda.”

 Cammas, AC72’lerin çok ilginç olduğunu da söylüyor. “Bir yelkenci olarak bu teknelerle yelken yapmak benim için çok heyecanlı. Çünkü bu çokgövdeliler şu an yelken yarışçılığının en üst seviyesi” diyor.



Fotoğraflar:Chris Cameron/ETNZ
 
Bu arada iki rakip ETNZ ve Luna Rossa’nın ortak antrenmanları Auckland’da devam ediyor. İki takım sürekli match race halinde. Ortak antrenmanlar belli ki çok faydalı geçiyor. Zira ETNZ’nin blogunda bu antrenmanları faydaları şöyle anlatılmış: “Tenisi boş duvara karşı oynamakla karşındaki rakiple oynamak arasında dağlar kadar fark var. Çünkü tenis tek başına oynanmaz. Biz de bu yüzden rakibimizle çalışmayı tercih ettik. İki takım arasındaki match race’ler daha iyi yelken yapmak için bizi zorluyor ve birçok şeyi daha hızlı öğrenmemizi sağlıyor.”

Öte yandan  bir haber de ETNZ’den. Gelen habere göre takım ikinci AC72’sini şubat ayında telim alıyormuş. Gelen bilgi şimdilik bu kadar.

3 Aralık 2012 Pazartesi

Hayata ve rüzgara karşı bir adam



Chay Blyth  Cape Horn'da
Sir Chay Blyth, dünyanın en ünlü yelkencilerinden biri. Aynı zamanda en cesurlarından. Çünkü bu maceraperest adam yıllar önce kimsenin cesaret edemediği bir yolculuğa çıktı ve dünyanın etrafını tek başına tersten dönen ilk yelkenci oldu.

Blyth’ı bu noktaya getiren tek bir itici güç var o da maceraya bağımlılığı. Hayatı başlangıçta herkes gibiydi. İskoçya’nın sıradan bir kasabasında, sıradan bir ailenin ferdi olarak dünyaya geldi. Yedi kardeşin en küçüğüydü. 15 yaşında okulu bıraktı ve kasabadaki diğer gençler gibi yaşı erdiğinden bir dokuma fabrikasına işçi olarak girdi. Ancak her gün aynı şeyleri yaptığı bu iş, Blyth için fazlasıyla sıkıcıydı. Nitekim bir gün çalıştığı makinayı bozdu, çünkü genç Chay o sırada bir kızla flört halindeydi. Ustası geldi, söylendi. Gözü kara Chay de dayanamadı ve yumruğu ustasının suratının ortasına patlatıverdi. Tabii bu fabrikadaki sıradan hayatının sonu oldu. 18 yaşına geldiğinde orduya yazıldı ve paraşütçü birliğinde görevlendirildi. Henüz farkında değildi ama bu görev, bundan sonraki sıra dışı hayatının ilk adımıydı. Nitekim orduda kendini gösterdi ve hızla yükselerek 21 yaşında alayın o zamana kadarki en genç çavuşu oldu. 1966 yılında 20 feet’lik bir English Rose III isimli bir Open Dory’le, yine ordudan arkadaşı John Ridgeway’le birlikte kürek çekerek Atlantik’i geçti. Çoğu insan bu denemenin “intihar” olduğunu söylüyordu. Ancak Blyth ve Ridgeway, birçok kez ölümle burun buruna geldikleri bu seyri 92 günde tamamladı. Ülkelerine döndüklerinde bir kahraman gibi karşılanan iki denizci, Britanya İmparatorluk Madalyası’na layık görüldü. Bunun üzerine Blyth, 1967’de ordudan ayrıldı ve yelken yarışlarına katılmaya başladı. Böylece yelkenciliği öğrendi. 1971 yılında ise hayatının esas dönüm noktasını oluşturacak “imkansız yolcuğa” karar verdi. Dünyayı, herkesin bildiği rota olan batıdan doğuya doğru değil tam tersinden yapacaktı, üstelik tek başına. Bu aynı zamanda hakim rüzgârları ve akıntıları karşına almak demekti. Blyth bu zorlu yolculuğu 59 feet’lik ketch armalı teknesi British Steel’le 292 günde tamamladı. Artık “dünyada ilk” unvanına sahip bir denizciydi. Sonrası çorap söküğü gibi geldi, Whitbread Round the World, Round Britain Race, Round the Island Race birincilikleri, Trans-Atlantic’te hız rekoru gibi. 1997’de yelkene katkılarından dolayı Kraliçe Elizabeth II tarafından şövalye ilan edildi ve “sir” unvanını aldı.

Blyth ve Edhem Dirvana
Blyth artık 72 yaşında ve Gloucestershire’da maceradan oldukça uzak bir hayat yaşıyor. Ancak yelkenciliğe katkıları organizatör olarak devam ediyor.

Edhem Dirvana, bugünlerde Türkiye’de bulunan Sir Chay Blyth’la Marmaris’te bir röportaj yaptı. Röportajdan anekdotlar aşağıda. Tamamı Naviga’nın aralık sayısında.

·       Gençken kimsenin kalkışmadığı maceraların peşindeydim. Dünyanın etrafını tek başına, herkesin tercih ettiği yolun tersine dolaşmak da daha önce kimsenin yapmadığı bir şeydi. Benden ancak 21 sene sonra biri daha yaptı. Böyle bir şeyin oldukça zor bir iş olduğunu düşünüp onun için gerçekleştirmeye karar verdim.
·       İngiliz ordusunda paraşütçüydüm, oradan ayrıldıktan sonra yapacak bir şey arıyordum. Maceraya çok düşkündüm. Bu yüzden maceradan maceraya atıldım. Bu hikayeleri yazıp kitap haline getirdim, ayrıca makalelerim gazetelerde basıldı, paramı böyle kazandım. O zamanlar gazeteler böyle hikayelere çok para veriyordu.
·       Denizde başına gelen en korkunç olay Cape Horn açıklarındayken trimaranımızın devrilmesiydi. İki kişi denizin ortasında kalıverdik ve kurtarılmayı beklemekten başka şansımız yoktu. 

Kürekle Atlantik geçişi
·       Volvo Ocean Race tekneleri müthiş ama bana göre denizaltıya benziyorlar. Bence daha denizci tekneler yapılsa daha iyi olur. Diğer yandan yarış o kadar pahalı hale geldi ki çok az takım katılıyor. Bizim zamanımızda 25 tekne katılmıştı.
·       America’s Cup'ta yarışmak da çok pahalı hale geldi, artık neredeyse çoğu takım için imkansız. Şirketler için çok büyük bütçeler bunlar. Yönetim kurulları, yelken gibi az bir kitlenin izlediği bir spor yerine futbola yatırım yapmayı tercih ediyorlar. Asıl problem bu.
·       Dünyanın etrafını benden sonra tek başına tersten dönen Dee Caffari, bize gelen dümencilerdendi. İki çeşit insan vardır. Biri odaya girdiğinde enerji saçar, bir diğeri ise enerji emer. Dee, kesintisiz enerji kaynağı gibidir. Onun karizmatik, neşeli, zorluklarla başa çıkan, güçlü ve başarıya odaklı bir kişiliği var. Dee’yi bu yolculuğa çıkmaya ben ikna ettim. Çünkü ondaki azim ve kararlılık kimsede yoktu.