26 Haziran 2012 Salı

‘Cup’ışalım mı?’nın ardından


Bir haftadır bloguma pek uğrayamadım. “Bugün kaç kişi girmiş de yazılarıma bakmış” merakıyla bir günde defalarca tıkladığım istatistiklere dahi bakamadım. Esas sebep yoğunluktan. Bir de yazı girmediğim sürece –haliyle- azalan rakamları görmek istemememden.

Yoğunluğumun, bir haftadır tek bir haber bile giremememin sebebine gelince... Bendeniz Naviga dergisinde çalışıyorum belki bilirsiniz. Her ayın üçüncü haftası, dergi bitirmemiz sebebiyle blogumdaki tempo da biraz azalır. Bir hafta ara verdiğim ise hiç olmamıştı. Ancak bu ay dergi bitirmemizin yanı sıra büyük bir organizasyonumuz da vardı: Cup’ışalım mı? Yelken Yarışı...

‘Cup’ışalım mı?’ yarışını yelkenciler arasında bilmeyen yoktur. 10 yıldır Naviga dergisi tarafından aynı heyecanla düzenleniyor. İki gün verdiği kahvaltısıyla yarış öncesi yelkencileri bir araya getirir, partisi çok eğlencelidir, hediyesi boldur, asıl amacı yarışçılara keyifli bir mücadele fırsatı sunmaktır. Bunları ben değil, yarış süresince röportaj yaptığımız, 10 yıldır bu yarışa katılan yelkenciler söylüyor. Yakında Naviga TV’de de görebilirsiniz.


Aslında burada yarışı anlatmak, kim kimi ne zaman geçti, finişe ilk kim ulaştı gibi bilgileri aktarmak değil niyetim. Meraklıları zaten takip etti, sonuçları öğrendi. Asıl amacım organizasyonun arkasında yaşananları aktarmak. Çünkü bu kez, daha önce yarışçı olarak katıldığım bu organizasyonun bir parçasıydım. Yani masanın diğer tarafındaydım.

Yarışın hazırlıkları aylar öncesinden başladı. Özellikle de reklam ve pazarlama ekibinin çalışmaları. Ekipteki iki arkadaşımız aylar öncesinden yarışçılara en güzel hediyeleri vermek için markalarla bağlantı kurdu, yarışın masraflarını azaltabilmek için ana sponsor arayışına girdi. Sancılı bir süreçten sonra markalar bir araya getirdiler ve yarışın overall birincisi ekibe toplam 35 bin liralık hediye toplamayı başardılar. Ana sponsor ise son dakika talihsizliği sebebiyle olamadı. İlk başta bu duruma üzülsek de durumu kabullenip yolumuza devam ettik.



Yarış yaklaştıkça Naviga ofisinde neredeyse adım atacak yer yoktu. Bir yanda dereceye gireceklerin hediyeleri, bir yanda kahvaltıda ve ekiplere kumanya  olarak verilecek kekler, bisküviler, yine tüm ekiplere verilecek çantalar, hediyeler ve bir köşede de geceleri bize ve bizimle birlikte bekleyerek uykusuz kalan arkadaşlara yatak hizmeti veren, kahvaltıda yerlere atacağımız kocaman minderler.

Yarışa birkaç gün kala organizasyon çalışmalarına yazı işleri ekibi de katıldı. Yapılması gereken çok şey vardı: kahvaltıda ekiplere verilecek, içinde hediyelerin olduğu çantalar hazırlanacak, yarış için videolar montajlanacak, ofise gelen giden misafirler ağırlanacak, bir yandan da dergiye yetişmesi gereken haberler toparlanacak, zamanında piyasada olabilmek için formalar baskıya gönderilecek.

Yarış başladığında ise bu kez işimizin önemli bir kısmı denizdeydi. Ekibin bir kısmı karadaki organizasyonu yürütürken bir kısmı da botlara binerek en güzel görüntüleri yakalamaya çalıştı, yarış haberi için bilgileri topladı ve yarıştaki gelişmeleri sosyal medyadan anında takipçilere aktarmak için uğraştı. Yarış bittikten sonra da ofise dönüldü çünkü bitirilmesi gereken bir de dergi vardı. Minicik bir botta, güneşin altında saatlerce bekleme sonucu tutulan vücutlar nedeniyle yükselen “Ah, of” sesleri arasında gün boyu çekilen binlerce karelik fotoğraflardan en güzelleri seçilmeye çalışıldı. Saatlerce montaj masasında oturularak gün boyunca cekilen video görüntülerinden klip hazırlandı. 


Özetle... İki günümüz koşuşturmacayla geçti. Kimi zaman üzüntüyle ama çoğunlukla kahkahayla. Ofis gelen gidenlerle doldu, arkadaşlar yalnız bırakmadı. Moralimizi bozan, canımızı sıkan çok şey oldu. Kahvaltıda meyve olmadığı için eleştirilmekten tutun da, üretici firma yetiştiremediğinden ekiplerin bir kısmına tişörtleri ikinci gün vermek zorunda kaldığımız için “rezil olduğumuzu” söyleyenlere kadar. Bizde saklı kalmasını tercih ettiğimiz “son dakika golleri”ne ise hiç girmiyorum. Biliyoruz ki bunlar her organizasyonun cilvesi. Şikayet etmiyoruz...

Şimdi sırada Perşembe akşamı İstanbul Yelken Kulübü’nde yapılacak ödül töreni için yapılacak hazırlıklar var. O da bitti mi Naviga ekibi normal hayatına geri dönecek...




1 yorum:

  1. ilk gün yapılan yarışta OCS olsakta herşeyiyle dört dörtlük bir organizasyon olarak aklımızda kaldı. Tüm naviga ekibinin ellerine sağlık. 2013 yarışını heyecanla bekliyoruz.

    YanıtlaSil