Alinghi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alinghi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mayıs 2014 Salı

Yelkenin sıradışı kadını Dona Bertarelli


Bir kadının Dona Bertarelli gibi bir hemcinsini kıskanması için her türlü koşul mevcut. Bir kere çok varlıklı. Ailesi geçen yıl Forbes dergisinin yaptığı ‘dünyanın en zengin aileleri’ sıralamasında 94. sırada yer aldı. Sadece kendisi 4,2 milyar dolarlık servete sahip. Ağabeyi Ernesto Bertarelli, 32. ve 33. America’s Cup’ı kazanan Alinghi’nin sahibi. Üstelik Dona, çok alımlı bir kadın. Ancak onun bunca servete rağmen alışverişe ayıracak vakti yok. Çünkü pahalı mücevherler ya da kıyafetler hiçbir zaman Bertarelli’nin ilgi alanına girmemiş. Onun tek tutkusu yelken, özellikle de çok gövdeliler.

Decision 35’lerin (D35) yarıştığı Vulcain Trophy’de 2010 yılında Bol d’OR Mirabaud ödülünü kazanarak 75 yılık yarış tarihinde bu başarıyı elde eden ilk ve tek kadın skipper olan Dona Bertarelli’nin son gözdesi, bir yıl önce satın aldığı dünyanın en büyük trimaranı Spindrift 2 (eski Banque Populaire V). Bertarelli, milyarlarca dolarlık servetine rağmen 13 erkekle birlikte yarıştığı teknenin tuvaleti ve duşu bulunmayan kamarasında kalarak dünya rekorlarına imza atıyor. Yann Guichard’la birlikte dümenciliğini üstlendiği Spindrift 2’nin ilk başarısı geçen yıl suya indikten sadece bir ay sonra oldu. Rolex Fastnet Race’te finişe ilk ulaşan takım, bu başarısından üç ay sonra da 3.885 deniz millik Keşif Rotası’nı altı günde tamamlayarak ilk dünya rekorunu kırdı. Halen Route du Rhum’a hazırlanan maksi trimaran iki kişinin yarışabilmesi için optimize ediliyor. Aynı zamanda üç çocuk annesi 46 yaşındaki Dona Bertarelli sorularımı yanıtladı.

Bahsedildiği gibi gerçekten sıradışı bir kız çocuğu muydunuz?
Evet aslında hiçbir zaman diğer kızlar gibi olmadım. İtalya’da doğdum, eğitimimi İsviçre’de aldım sonra da üniversite için ABD’ye gittim. Dolayısıyla çocukluğum bu üç ülke arasında geçti. Babam iş seyahatleri nedeniyle çok gezerdi. Bazen onunla birlikte tatil yapardık. Vakitimiz oldukça beraber İtalya’da yelkenlimizle denize açılırdık. Babam çok iyi bir yelkenciydi. Ancak ailem İsviçre’ye taşındıktan sonra denizden biraz uzaklaştım, daha çok kayak ve tırmanış yaptım. Küçükken daha çok erkek çocuğu gibiydim. Diğer kızlar gibi duygusal değildim. Alp Dağları’nın eteklerinde benden büyük erkeklerle yarışırdım.

İlk teknenizi ne zaman aldınız? Yarışmaya ne zaman başladınız?
İlk aldığım tekne bir Decision 35 (D35) olan Ladycat’ti. 35 feet’lik karbon kompozit bir katamaran. Ladycat’i 2007’de aldım ve sonra Cenevre Gölü’nde yapılan one design yarış Vulcain Trophy’ye katılmaya başladım. Sadece kadınlardan oluşan ekibimizle 11 takıma karşı mücadele veriyoruz. Oldukça da başarılıyız. Kadınlar ekibi olarak D35 serisine yeni bir konsept getirdik aslında. Gelecek yıl Ladycat’le Vulcain Trophy’deki sekizinci sezonumuz olacak.

Dona Bertarelli Ladycat'in dümeninde
2010 yılında, Vulcain Trophy’de Bol d’OR Mirabaud ödülünü kazanarak yarışın 75 yıllık tarihinde bu ödülü kazanan ilk ve tek kadın skipper oldunuz. Neler hissettiniz ve sırrınız neydi?
Evet bu gerçekten büyük bir başarıydı. Üstelik yarıştan sadece birkaç gün öncesine kadar ekibimde eksikler vardı. Hatta start aldığımda net bir hedefim bile yoktu, sadece start hattına gelebildiğim için şükrediyordum. Hava çok hafif olmasına rağmen yarışın başından itibaren lider durumdaydık ve bu pozisyonu hiç kaptırmadık. İşin sırrına gelince… Tabii ki bu yolda yıllardır verdiğimiz emek. Ayrıca çok çalışmak, ekip arasındaki uyum ve asla vazgeçmemek. Ben çok sıkı bir Katolik eğitimden ve tipik bir İtalyan ailesinden geliyorum. Bizim ailede baba çok önemli bir figürdür. Disiplinli çalışmayı babamdan öğrendim.

Ağabeyiniz Ernesto Bertarelli de sizin gibi yelken bağımlısı. Birbirinizi destekliyor musunuz?
Aslında bağımlılıktan çok tutku kelimesini kullanmayı tercih ederim. Biz Ernesto’yla hep birbirimizin yanında olduk. 10 yıllık America’s Cup kampanyası süresince ben hep onun yanında oldum ve destek verdim. Aynı şeyi şimdi o yapıyor ve Spindrift Racing ile planladığımız projeleri destekliyor. İkimiz çok yakınız ancak işler yarış sırasında değişiyor. Ernesto da Alinghi takımıyla Vulcain Trophy’de yarışıyor ve çok sıkı birer rakibiz. Dolayısıyla yarış esnasında aramızda çok sert bir rekabet yaşanıyor.

Bildiğim kadarıyla Alinghi’nin isim annesi sizsiniz. Bu ismin hikayesi nedir?
Aslına bakarsanız Alinghi benim çocuklarla oynarken kullandığım bir kelime. Ernesto’yla küçükken aramızda uydurduğumuz bir hayali arkadaşın ismiydi. Ernesto da America’s Cup kampanyası için isim olarak bu kelimeyi seçti.

Dona, anne Maria Iris ve Ernesto Bertarelli
Alinghi takımının kuruluş aşamasında aktif rol aldınız mı?
Fazla rol aldığım söylenemez. Ben sadece takımın coşkulu bir hayranıydım. O tamamen Ernesto’nun projesiydi. Bu yüzden hiçbir kararına da müdahale etmedim.

Bertarelli ailesi olarak çok gövdelilere tutkunuzun sebebi nedir?
Kendi adıma yanıtlarsam, çok gövdelileri seviyorum çünkü hız, hassas denge ve sıkı bir performansın bir araya geldiği gerçek bir adrenalin kaynağı. Bana göre çok gövdeliler asla ölmeyecek. Olimpiyat Oyunları’ndan çıkarıldığında da bu kararı çok tuhaf bulmuştum. Ayrıca bana göre çok gövdeliler kadınların erkeklere karşı yarışması için mükemmel bir platform.

Ladycat’te tamamen kadınlardan oluşan bir ekiple yarışıyorsunuz. ‘Kadın gücü’ne inanıyor musunuz?
Aslında Ladycat kurulurken yelkende kadının gücüne vurgu yapılması gibi bir şey amaçlanmamıştı. Hâlâ da böyle düşünüyoruz. Amacımız sadece kadınlara da bu seride yarışma hakkı tanımaktı çünkü biz yapmasak bu mümkün olmayacaktı. Ben yelkende kadın ya da erkek ayrımının olduğuna inanmıyorum. Eğer bir şeyi başarıyorsan, sadece başarıyorsundur. Bunun kadını ya da erkeği olamaz. Sadece ekip arkadaşı vardır. Spindrift 2’de 13 erkekle birlikte yarışıyorum ve onları yönetiyorum. Benim sözümü dinliyorlar çünkü ben de onlar gibi elimin kirlenmesinden çekinmiyorum.

Bugün yelken yarışlarında kadının rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bugün diğer kadın yelkencilere yol açan birçok başarılı sporcu bulunuyor. Bu kadın sporcuların diğerlerine de büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu düşünüyorum. Yeni nesil kadın yelkenciler arasında gerçekten çok iyileri var. Yani daha da iyileri geliyor. İşin bir de sponsor kısmı var tabii. Eskiden sponsorlar kadın yelkencilere yeterince güvenmezdi ama artık durum değişti. Artık sponsorlar sadece kadınlara kampanya yapıyor; Vendee Globe’daki Sam Davies ya da Volvo Ocean Race’teki Team SCA örneğinde olduğu gibi.

Spindrift 2
Yaklaşık bir yıl önce 130 feet’lik maksi trimaran Spindrift 2’yi satın aldınız. Bu tekneyi alırken amacınız neydi?
Yol arkadaşım Yann Guichard ve ben, yelken tutkumuzu ve deneyimimizi bir araya getirebileceğimiz bir proje arayışındaydık. Bu amaçla ilk önce 2011’de Spindrift Racing adını oluşturduk. Sonra da dünyanın en büyük çok gövdelisi, efsane trimaran Spindrift 2’yi satın aldık. Biliyorsunuz bu tekne, dünya etrafını en hızlı şekilde dolaşmayı amaçlayan Jules Verne Trophy’de rekoru elinde tutuyor. Ardından amaçladığımız gibi rekor denemelerine başladık.

Spindrift ekibinden bahseder misiniz?
Spindrift Racing, tamamen çok gövdelilere adanmış profesyonel bir yarış takımı. Üç teknemiz var: Maxi Spindrift 2, MOD 70 ve D35 Ladycat. Spindrift takımında aralarında kıyı ekibinin de bulunduğu 30’dan fazla kişi görev yapıyor. Hepsi de Spindrift ruhunu benimsemiş, titizlikle çalışan insanlar. Hedefimiz de tek: Daha iyi performans.

Yann Guichard’la ilişkiniz nasıl?
O yanımda olmasaydı bunları başaramazdım. Gerçek bir profesyonel ve inanılmaz bir insan. Ondan çok şey öğrendim ve onun seviyesine ulaşmak için çok çalışmam lazım. Sadece onu izliyorum ve risk alıyorum.

Dona Bertarelli ve Yann Guichard
Bugün çok gövdeliler için rekabetin en yüksek olduğu arena belki de America’s Cup. Çok gövdelilere tutkun rekabetçi bir yarışçı olmanıza rağmen America’s Cup’a neden katılmıyorsunuz?
34. America’s Cup’a katılmak açıkçası aklımızın ucundan dahi geçmedi. Ancak yine de Yann, America’s Cup World Series’te mücadele eden Fransız takım Energy Team’in AC45’inde Loick Peyron ile birlikte dümencilik görevi üstlendi. Bu Yann için çok iyi bir deneyim oldu. Eğer ileride America’s Cup için bir fırsatımız olursa neden olmasın.

Yelken yarışçılığının yanı sıra aktif bir işkadınısınız ve üç çocuk annesisiniz. Tüm bunları bir arada yürütmek zor oluyor mu?
Planlı ve organize olduğunuz sürece her şey gayet kolay. Ayrıca tüm bu işlerin altından tek başıma kalkmıyorum. Etrafımda sonuna kadar güvendiğim iş arkadaşlarım var. Ancak tüm bunları sıralamaya koymam gerekirse tabii ki hayatımın en önemli parçası çocuklarım. Onlar da yelken maceramda beni tüm kalpleriyle destekliyorlar. Aslında duygusal bir insan değilim ama kızım da doğduktan sonra işler biraz değişti ve onları yalnız bırakmayacağıma söz verdim. Umarım günün birinde benimle gurur duymalarını sağlayabilirim.

Aynı zamanda Bertarelli Vakfı’nın da yönetimindesiniz. Vakıf olarak yelkenle ilgili projeleriniz var mı?
Bertarelli Vakfı olarak yelkende birçok proje yürütüyoruz. Yelken ödülleri sponsorluğumuz var. Ayrıca İsviçre’de özellikle olimpik yelken takımını destekliyoruz. Bunun dışında genç ve engelli yelkenciler için de programlarımız var. Bir de kıyıların korunmasıyla ilgili bir proje yürütüyoruz. Belize gibi birkaç Karayip ülkesinde kıyıların temiz kalması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Fotoğraflar: Eloi Stichelbaut/Spindrift Racing

21 Şubat 2012 Salı

Extreme Sailing Series 2012’nin startına son yedi gün

Denizlerin Formula 1’i olarak anılan Extreme Sailing Series’in 2012 sezonunun başlamasına bir hafta kaldı. Bu seneki seride yeni yüzler ve yeni bir ekip sahneye çıkarken yarışan takım sayısı ise geçen seneye göre daha az. Geçtiğimiz yıl 11 takımın yer aldığı seride bu seneki takım sayısı yedi. Dokuz şehri dolaşacak serinin İstanbul ayağı ise 7-10 Haziran’da yapılacak.


X-40’ların hız ve taktik savaşına sahne olan, zaman zaman teknelerin alabora olduğu ve izleyicilerin kıyıdan rahatlıkla seyredebildiği Extreme Sailing Series 28 Şubat’ta Umman’da start alıyor. Bu yıl yarışacak ekipler yine iddialı. Takımlarda dokuz farklı ülkeden  21 olimpik sporcu, America’s Cup’ta mücadele eden 36 yarışçı, dünya turu yapan 7 denizci ve dünya şampiyonalarında derece elde eden 47 yelkenci var.


11 Aralık’ta Singapur’da yapılan son ayağın ardından yaklaşık iki aylık mola veren takımlar bir yandan dinlenirken bir yandan da ekiplerinde değişikliklere gitti. Takımların çoğu neredeyse ekiplerinin tamamını yenilerken geçen sezonun ikincisi Fransız Groupe Edmond de Rotschild ve İsveçli Alinghi ise değişimi minimum düzeyde tutan iki takım oldu. Üç kez Dünya Match Race Şampiyonu olan İngiliz Ian Williams, iki olimpiyat madalyası alan Avusturyalı Roman Hagara, olimpiyat gümüş madalyalı Amerikalı Charlie Ogletree ve beş kez America’s Cup’ta yarışan Fransız Bernard Labro serinin yeni yüzlerinden öne çıkanları.

En çok değişimin yaşandığı takımlar The Wave Muscat ve Oman Air oldu. Bu iki takımda sadece The Wave Muscat’ın dümenindeki olimpik tornado yelkencisi Leigh McMillan ve Oman Air’in başüstü Nasser Al Mashari yerini korudu. Ekipteki diğer isimler ise tamamiyle değişti. Oman Air’in dümeninde bu yıl  America’s Cup yarışçısı ABD’li Morgan Larson var. Takım, geçtiğimiz yıl aralarında İngiliz yıldız yelkenci Ben Ainslie’nin de aralarında olduğu üç skipper’la çalışmıştı.

Bu seneki serinin en büyük sürprizi ise Fransızların yıldız yelkencisi Loick Peyron. Geçtiğimiz günlerde Jules Verne Trophy’de Banque Populaire V’le hız rekoru kıran Peyron, bu yıl ilk kez Extreme Sailing Series’de ilk kez yarışacak Zoulou’nun dümenine geçiyor. Yarışların üç ayağında skipper’lık yapacak olan Peyron, bu görevi takımın sahibi Erik Maris’le dönüşümlü olarak yürütecek. Bu, aynı zamanda Peyron’un seriye geri dönüşü. Fransız yelkenci 2010 yılında Oman Sail Masirah’ın dümenindeydi.
Öte yandan bu yıl yarışın bazı kuralları da değişti. Buna göre artık takımlar beş profesyonel yelkenciyle yarışacak. Her bir yarışta, daha önceki yıllarda olduğu gibi bir de misafir olacak. Getirilen bir başka kurala göre beşinci profesyonel yelkenci “kadın, 23 yaşın altında ya da ISAF’ın amatör yelkenci sınıfından” olmak zorunda. Bu kural sayesinde seride iki yıl aradan sonra yeniden kadın yelkenci olacak, hem de iki tane. The Wave Muscat’taki Rachel Williamson ile Groupe Edmond de Rotschild’ta Adeline Chatelet. Seride ilk kez 2009’da bir kadın yelkenci yarışmıştı. Altın madalyalı olimpik yelkenci Shirley Robertson iShares’in dümeninde yer almıştı.
Seriden ayrılanlar da var. Geçtiğimiz yılın birincisi Max Sirena’lı Luna Rossa, Dean Barker’lı ETNZ ve Terry Hutchinson’lı Artemis, AC World Series’de yarıştığından bu sene Extreme Sailing Series’de yer almıyor.

 Öte yandan seriyle ilgili ilginç bir bilgi de geçtiğimiz günlerde dünyanın önde gelen ölçüm şirketlerinden Havas Sponsorship Insights’tan geldi. Şirket tarafından açıklanan rapora göre 2011’de Extreme Sailing Series’e olan medya ilgisi bir önceki yıla göre 2.7 kat arttı ve reklam eşdeğerliğine göre elde gelir 25.7 milyon Euro’ya ulaştı. Bu artışın en önemli nedenlerinden birinin, daha önce sadece beş Avrupa ülkesinde gerçekleştirilen serinin 2011 yılında dokuz farklı ülkeye yayılması olduğu belirtiliyor.
Seri Umman’ın ardından Çin’de yapılacak ikinci ayak sonrası 7-10 Haziran arasında İstanbul'da yapılacak. Sonraki ayaklar Porto, Cardiff, Trapani ve Nice’te devam edecek, 29 Kasım’da Brezilya’da sona erecek.